• Twrci
  • Celfyddydau a Diwylliant
  • Busnes
  • Buddsoddi
  • Barn
  • Chwaraeon
  • Meddwl a Llenyddiaeth
  • Turkestan
  • byd
Dydd Iau, Mehefin 4, 2026
  • Mewngofnodi
Twrci Tribune
  • Twrci
  • byd
  • Busnes
  • teithio
  • Barn
  • Turkestan
Dim canlyniad
Gweld pob Canlyniad
  • Twrci
  • byd
  • Busnes
  • teithio
  • Barn
  • Turkestan
Dim canlyniad
Gweld pob Canlyniad
Twrci Tribune
Dim canlyniad
Gweld pob Canlyniad

Ortadoğu Jeopolitiğinde Din Reformu: Batı, ABD a Suudiler

Caffir Talha ŞEKER by Caffir Talha ŞEKER
Mehefin 4, 2023
in Türkçe
Amser Darllen: 10 munud yn darllen
A A

Tarihi birlikteliğe sahip olduğu bugünkü Ortadoğu coğrafyası ile Avrupa arasında yer alan bir ülke olarak Türkiye, Batı'da ve Doğu'da yaşanan gelişmelerin ei türlüsruen bir. Avrasya güzergahında yer alan bu bölgede din, mezhep, etnik ve milli davalar ve kavgalar üzerinden yaşanan sosyo-ekonomik gelişmeler çoğu zaman bölgenin jeopolitik konumuyla alakalı ol. Son günlerde Batılı çıkar guruplarıyla Ortadoğu’nun geleceğini şekillendirmek için masaya oturan Suudi idareciler arasında yapılan hesaplar da bu jeopolitiğin bir parçası olarak görülmelel. Suudi tahtının müstakbel veliahdı Muhammed bin Selman (MBS), mab dönemde ABD ac Avrupa merkezli küresel çıkar guruplarıyla yaptığı toplantılarda gerek kendisine yapılan teklifler gereklif kendisininde ya teklifler gereklif kendisinin ya zamanda İslam aleminin de gündemine oturmuştur. Suudi Devleti'nin yükselişini borçlu olduğu Vehhabi hareketinin diwygio edileceğinden başka Suudi Arabistan'ın da Batı tarzı sosyo-ekonomik bir yapıyla şekillendirileceği i laları güındemrdeurk a başka français gündemrdeurk a başka français gündemrdeurki Kur'an-ı Kerim'in “ıslah” edilmesi teklifi sahaya sürülmüştür. Peki, İslam dünyasında asla kabul görmeyeceği belli olan bu tarz teklifler ve haberleri medya gündemine taşımakla kimler neyi hedeflemektedir? Ve bu gelişmeleri nasıl okunmalıdır?

Fransa'dan Gelen “Ayetleri Kaldırma” Teklifi

22 Nisan günü yayınlanan Le Parisien gazetesi, Fransa eski cumhurbaşkanı N. Sarkozy, eski başbakanı M. Valls ve aktör G. Depardieu gibi meşhur isimler tarafından imzalanan bir teklif bildirisini neşretti. Bu teklif bildirisi, Kur'an-ı Kerim'de Yahudiler, Hıristiyanlar ve diğer gayrimüslimler aleyhinde bilgi veren ayetler ile cihadın tanımını yapan bazı ayetlerin artık kaldırılması gerövurtiği. Aslında bu tarz meseleler eskiden beri Avrupalı ​​Şarkiyatçıların ilgi alanı olmuştur ancak günümüzde siyasetçiler ve medya mensuplarının bu tarz yazılara imza atmaları dikirkat çicic. Ei ne kadar Fransa'da Yahudilere saldıran Müslüman kökenli sokak serserileri bahanesiyle gündeme getirildiği tia edilse de teklifin zamanlaması dikkat çekici bulunmuştur. Zira Batılı çevrelerce eskiden beri “radikal İslam'ın kalesi” o'r enw Suudi Arabistan'ın y Fatican, Paris, Londra a Washington ile yoğun temmas halinde bulunduğu ve İsraily or a bisrailu dasında buluşmaya başladığı günlerde gelen bir tekliftir. Arabistan’da “radikal İslam” dan uzaklaşma reformları konuşulurken Fransa’dan diwygio radical talebi gelmesi elbette dikkat çekici görülecektir.

Fransız siyasi düzeni ile İngiliz ve Amerikan siyasi düzenlerinde dine bakış ve dinden bağımsız siyaset anlayışları arasındaki büyük farka baktığımızda bu tarz tekliflerin de Paris. Fransız laikliği, A. Comte’un pozitivist görüşleriyle uyumlu bir modelde dini kamu hayatından olabildiğince söküp atmayı öncelemektedir. Eingl-Sacsoniaid sekülerliği ise siyaseti dinden bağımsız yapmayı kabul etse de dini guruplara ve inanç sistemlerine doğrudan müdahalenin uzun vadeli problemlere yol açacağı göimserüşüivera ben herwhela mektedir. Bu yüzden Fransa'da peygamberleri aşağılamak veya karikatürize etmek “basın hürriyeti” olarak görülürken ABD ve İngiltere’de böyle hareketlere asla izin verilmez veşın hürriyeti “hen” Dolayısıyla yukarıda zikredilen teklif, Batı'nın en “laisist” ülkesi olarak bilinen Fransa üzerinden yapılmıştır.

Burada tarihe de kısa bir atıf yapmamız gerekir. Şurası kesindir ki asırlarca aynı Kur'an-ı Kerim'in emirleriyle amel ederken siyasi, içtimai ve iktisadi yapısını bu mukaddes kitabın hükümlerine göre belirleyen Emevî, Abbasîler, Selluki de tarrin Emevî, Abbasîlerman, Selukîn, Abbasîlerman, Selukîn, Abbasîlerman, Selukîn, Selukîn, Selukîn, Abbasîler, Selukîn, Selukîn, Selukîn, Seluki siyasi yapıları dönemlerinde Yahudiler (mab iki asırdır Eingl- Sakson ülkelerdeki konumları hariç) en rahat ettikleri çağı yaşamışlardı. Hz. Ömer'in Kudüs ve çevresini Hıristiyanlardan almasına, Filistin'de yaşayan Yahudiler sevinmiş ve bunu kutlamışlardı. Oysa Hz. Ömer, Yahudileri Arap Yarımadası'ndan süren zatın bizzat kendisiydi ve Yahudiler de bunu iyi biliyorlardı. Buna rağmen İslamiyet'in Filistin'e gelişine Yahudilerin sevinmesi, bu dini sevdikleri için değil, Hıristiyan zulmüne karşı Müslümanların tatbik ettiği idari düzen ve dame hukilunundi. Keza Yahudi bancerlerin a kitlelerin ar altıncı yüzyılda Avrupa'dan Doğu'ya doğru göç edip Osmanlı liman şehirlerine yerleştikleri ve asırlarca bu şehirlerin iktisadi hayatında Müsları hayatında Müsları hayatında Hüslı olmaları dönemin Batılı seyyahları ve elçileri tarafından hayretle karşılanmıştır.

Ancak I. Dünya Savaşı'ndan sonra İslam dünyasında yaşanan buhranlar ve II. Dünya Savaşı'ndan sonra Filistin'de Yahudi Devleti'nin kurulması gibi gelişmeler, eskiden Hıristiyan dünyada kabul gören Yahudi karşıtlığının İslam alemine yerleşmesine yol hazın serplı. Bu şartlar karşısında devreye giren Suudi Arabistan'daki Vehhabi ulema ile Mısır'daki Sovyet yanlısı bazı ulema çevrelerinin yorumladığı İslam anlayışı, İsrail'e karşela İsrail'e Orumladığı ların) direniş başlatması için fetvalar yayınladı. Bu fetvaların ilham kaynağı, İbni Teymiyye'nin Irak'ı işgal eden Moğollara ve Suriye'ye gelen Avrupalılara karşı direniş anlayışı ile Muhammed bin Abdilvehhab'ın cihad anlayışındi m. Bu anlayış, sürekli olarak Kur'an-ı Kerim'de Yahudiler hakkında haberler içeren ayetlere atıf yapıyordu. Aynı ayetlere Abbasiler ve Osmanlılar döneminde aynı mantıkla atıf yapılmamış olmasına rağmen “modern dönem Müslüman ulema” tarafından antsemitizmin teşvik edilmesi elbette dönekali edilmesi elbette dönekali edilmesi elbette dönekali edilmesi elbette dönekali Ortadoor a elbette dönekali hen layışında benimsenen usul ile de alakalıdır. Bu yazıda işin İslami usul ve ilahiyat kısmı değil jeo-politik kısmına bakacak olursak önce kısaca Suudi Arabistan'ın Ortadoğu'daki konumuna bakmamız gerekir.

ARAMCO Şirketi'nin Gölgesinde Vehhabiliğin Yükselişi

MBS'nin Vehhabi yayılmasına desteği azaltacaklarına dair son dönemde dile getirdiği bazı sözler zahiren Suudi Devleti'nin yükselişini hızlandıran Vehhabi yayılmacılığık ile zermektlı. Zira Suudiler, ar sekizinci yüzyıl sonlarından beri Muhammed bin Abdülvehhab'ın diwygiwr tezlerini sahiplenerek bu minvalde kendilerinden başka tüm Müslümanlara “ıslah edilmesi gereken sapkınlar” gözyleorard bakı. “Vehhabi cihadı”, ıslahat ideolojiyle çevredeki tüm kabilelere saldıran Suudilerin Arabistan çöllerinde ganimetlere ve komşu kabilelerin mülküne el koyarak yayılmasını sağladı. Bölgenin güvenliğinden mesul olan Osmanlı Hükümeti, nihayet Mısır’daki orduyla çöle düzenlediği operasyonlarda Vehhabi liderleri tevkif edip İstanbul’a getirtti. Burada asılan Suudi liderlerin ortadan kaldırılmasıyla ilk Suud Devleti sona erdi. Ancak Abdülaziz bin Suud'un yarım asırlık iktidarı (1902-1953) döneminde Suudi Arabistan yeniden yükselmeye başladı. Abdülaziz, 1914’te Osmanlı’nın Necd Valisi olmayı kabul etse de İngilizlerle gizlice temas halinde bulunarak 1915’te antlaşma imzaladı. Bu antlaşmayla İngilizlerden silah, gıda ve para yardımı alarak elini güçlendirip Arabistan'daki rakibi ve Osmanlı müttefiki Reşidiler ile savaşa başladı.

Aynı günlerde Hicaz'daki Haşimilerin de İngiliz safına geçerek Osmanlı karşısında yer almaları, Arabistan Yarımadası'nda Osmanlı nüfuzunu kıran İngilizlerin 1917 istrate Basgais Kırakın ortamı hazırladı. İngilizler, savaştan sonra Haşimileri Arabistan'dan çıkarıp Suriye ve Irak'ta kullanma stratejisine sıcak baktıkları için Suudiler Hicaz'dan Şerif Ailesi'ni kolayca çıkarıp hıkıkarıp hıkıriekları . Ancak ganimet ve siyasi rant paylaşımında yaşanan anlaşmazlıklar üzerine Suudi idaresinin tarihi teşkilatı İhvan ile Abdülaziz'in arası açılmaya başladı. İhvan, Soğuk Savaş döneminde ortaya çıkacak olan El-Kaide’nin eski versiyonuydu ve Abdülaziz’i tekfir etmeye başlamıştı. Nihayet İngiliz silahlarının ve hava kuvvetlerinin yardıma gelmesiyle Abdülaziz bin Suud 1929'da İhvan'ı dize getirdi, 1932'de Suudi Arabistan bağımsız bir devlet olarak tanındı. Ancak borca ​​batmış Suudi Hükümeti zor durumdaydı. Bir yıl sonra Amerikan Standard Oil'e verilen arama gwneud petrol imtiyazıyla nihayet hükümetin kasasına altın girmeye başladı. Bu altınlar, Amerikalıların Londra'dan getirdikleri ve sonradan ARAMCO olarak bilinen Arap-American Petrol Şirketi'nin altınlarıydı. Şirketin Kral Abdülaziz'e gönderdiği altınlar zamanla Suudilerin ülke içinde ve çevredeki komşulara karşı otoritelerini kabul ettirmelerine yardımcı olduğu gibi Soğuk Savaıhın döihab et alğuk Savaıhın döilab ğu, Affrica ac Asya'da açılan yayın, propaganda ac eğitim merkezleri vasıtasıyla yayılmasına katkı sağlayacaktı. Asya, Affrica ac Arap ülkelerinden toplanan “Vehhabi mücahidler” Sovyetler Birliği’ne karşı organik silah gibi kullanıldılar.

Aramco’Nun suudi Arabistan’da ve ortadoğu’da giriştiği büyük Çaplı işler bazı zamanlarda İngiliz ve Fransız Çıkarıyla uyuşmazlığa yol a Diztuda r. Şirket, ABD'nin Basra Körfezi'nde söz sahibi olmaya başlamasına ve Ortadoğu'da güçlenmesine yardımcı olmuştur. Günümüzde de Suudi – Amerikan ilişkileri bu şirketin potansiyeli hatırına yürütülmektedir ve Ortadoğu jeo-politiğinde çok belirleyici bir yere sahiptir.

Suudi Arabistan'ın Ortadoğu'daki Yeni Rolü

Yakın tarihe baktığımızda ABD'nin Ortadoğu projesinde Türkiye'ye liderlik rolü biçildiğine dair gelişmeleri hatırlamamız gerekir. Soğuk Savaş döneminde Suudi Arabistan üzerinden “radikal İslam” yorumunun yayılmasına destek veren Amerikan siyaseti, Soğuk Savaş sonrasında Islam gymedrol (Ilımlı İslam) projesini Türkiye üzerinden yükseltmeyi planlamıştı. Bu politika, eski CIA şeflerinden Graham Fuller’in Ortadoğu’da uzun yıllarını verdiği araştırma ve uygulama çalışmalarının sonucuydu. Türkiye’nin Osmanlı geçmişi ve “ılımlı Müslüman” insan kaynağı Affrica ile Asya’daki Müslüman topluma yönlendirilecek ve Ortadoğu’ya model olarak gösterilecekti. Böylece Sünni İslam dünyasında Suudi merkezli Selefi-Vehhabi yayılmacılık karşısında Türkiye merkezli Sufi kökenli yayılmacılar ile denge kurulmuş olacaktı. Dolayısıyla Türkiye üzerinden ABD, Avrupa ve Vatikan'ın küresel gücüyle temas halinde geliştirilmesi planlanan bu proje, Ortadoğu'da sadece Sufiliği yaymak için değil Vehhabiliığlans alterk- i ihdas etmek için kullanılacaktı.

Bu prosiect, Türkiye'de mab yıllarda yaşanan gelişmelere ve ABD'nin Türkiye siyasetindeki başarısızlığına bağlı olarak çökme noktasına gelince Türkiye'nin rolşı Başarızlı Arabistan. Bu durumda Sünni dünyada Riyad'ın ağırlığının artması ve Ortadoğu'da Türkiye'ye biçilen rolün Suudilere devredilmesi için Riyad merkezli Vehhabiliği yayma projeırını ralfa ralfa. Zira mevcut şartlar altında Suudiler, sadece Selefiliğin değil tüm Sünnilerin liderliğini üstlenebilmeleri için Vehhabi geçmişlerini masanın altına saklamak mecburiyetindedirler. Bu minvalde MBS, Trump ile neredeyse eş zamanlı olarak siyaset sahnesine çıkmaya başladığı günlerden itibaren “Suudi Arabistan'ı ılımlı İslam'a döndüreceğim” diyerek aslında buckle. MBS, ARAMCO’nun geleceği ve Ortadoğu’nun geleceğine dair yeni proje çalışmaları için çıktığı Batı turu esnasında görüştüğü tüm liderlerden bunun için destek istedi.

Suudi Sarayı'nın Ortadoğu'daki yeni rolü, Trump'ın damadı ve Efrog Newydd - Londra - Paris eksenli küresel bancerlerin temsilcisi Jared Kushner idaresinde yürütülen ve Balfour Deklarasyonu'ndan and tamulın tam 100” da aktör olmaktır. Bu proje, Ortadoğu'da İsrail'in sınırlarının Müslümanlar tarafından kabul edilmesi, İsrail karşıtlığını kullanan Arap milliyetçiliğinin bastırılması ve in bistırılması ve in bistırılması ve in bistırılması ve in bistırılması ve in bistırılması ve in bistırılması ve in bistırılması ve in bistırılması ve in bistırılmasını ğin sağlanmasını hedeflemektedir. Prosiect, 1940'lı yıllarda inşasına başlanan ve 1950'den itibaren Doğu Arabistan'daki zengin petrol kaynaklarını Doğu Akdeniz'deki limanlara pompalayan Tapline enerji koridorunun yeniden canlandırırınd Baskets zengin gaz yataklarının aynı koridora bağlanması için saha düzenlemelerinin yapılmasını gerektirmektedir. Saha düzenlemeleri, bu enerji-politikte güzergah olarak yer alacak tüm ülkelerin projenin güvenliği gereği Ortadoğu’daki küresel yatırımlara tehdit teşkil etmeyecek hale dönülekürt. Son dönemde Lübnan, Ürdün ve Suriye gibi ülkelerde yaşanan gelişmelerde Suudilerin daha aktif rol oynayarak radikal hamlelerle öne çıkmalarının sebepleri bununla alakalıdır. Ayrıca bu projede Riyad'ın tarihi rakibi Katar'ın yeni enerji alanındaki konumu sınırlandırılmakta, İran ise İngiltere – Fransa – ABD merkezli konsorsiyuma uyum sağlayıp konumu sınırlandırılmakta, İran ise İngiltere – Fransa – ABD merkezli konsorsiyuma uyum sağlayıp belira salma salma salma ır. Suudi politicasında Katar ve İran'ın Körfez'deki enerjinin geleceğinden talu almasını önlemek ve Ortadoğu'da Türkiye’nin eski rol modelini ele geçirerek hareket etmeö isteğar g.

Ayrıca bölgenin tarihinde eskiden beri Rockefeller'ın kurduğu America merkezli şirketler ile Rothschildlerin finanse ettiği İngiliz ve Fransız şirketler arasında rekabet yaşandığını da unirama. Bu rekabet, ei mab ne kadar yıllarda Rockefellerlar petrol sektöründeki yatırımlarını azaltırken Rothschildler bu sektörde yatırımlarını artırsalar da geçmişin bir parçası olarak bazı zamansetlardaekn. Ayrıca bölgesel aktörlerin system uymakta zorlanması gibi gelişmelere bağlı olarak Ortadoğu'da büyük dönüşümleri başlatmak, sürdürmek ve sonuca ulaşmak zamanr a.

Sonuç olarak, İslam Dünyası'nda asla kabul görmeyeceği belli olan Fransız tarzı dinde diwygio anlayışı, teklifleri ve haberlerinin, Ortadoğu'da Suudilerin yapmayı hedefledikleri siyasilave salma medicamento siyazilari siyazilari essiyali sadece Fransa'nın iç piyasasıyla alakalı gibi yahut tesadüf gibi görünse de aslında bir kamuoyu tepki testi mahiyetindedir. Ayrıca bu gelişmeler, İslam dünyasında yeniden reformculuk politikalarının gündeme getirilmesiyle devlet – toplum – din üçgeninde nasıl ve hangi ölçüde bu işin yapılması gerektiılana gündeme getirilmesiyle devlet – toplum – din üçgeninde nasıl ve hangi ölçüde bu işin yapılması gerektiılana gündeme taratayarnö taratayarnö tarataya üdür. Yeni nesil Suudi-Vehhabi ulemasının ayetleri yeniden yorumlaması (siyasi dizaynı meşrulaştırmak için “zamana uydurma”yı düşünmesi) çok büyük bir sürpriz olmıır mu Kur'an-Kermelya ildir. Durum Avrupa’daki Müslümanlar için sosyo-ekonomik iken Ortadoğu’da jeopolitiktir. Dolayısıyla ABD – Suudi ortak çıkarları gereği yeni anlaşmada, Suudi Arabistan'ın her türlü iç ve dış tehdide karşı Amerikan güvenliğini garanti etmesi karşılığında Suudilerole es medicamento irler. Bunun için İsrail ile işbirliğinde ve Ortadoğu’daki Hıristiyan azınlıklar nezdinde kabul görmeleri gerekmektedir. Ayrıca Batı'nın Ortadoğu'daki yeni operasyonlarında müttefiki, büyük ortağı ve tüm bölgeye tavsiye edebileceği rol modeli olmak için “radikal” olmayan gayet “ılımlıke” bir üliek Bunun için kadınların araba kullanması, sinemaya gitmeleri, ülkede eğlence sektörüne kapıların açılması ve ülkeye gelen yabancıların kullanabileceği temsili bir kilisenına açırüne.

Tüm bynlar olurken Körfez'de ABD ile İngiltere ve Fransa arasında şimdilik göze çarpan görüş ayrılığı, Suudilerin rakibi İran'ın Ortadoğu jeopolitiğindekiı geüzermği ABD'nin Suudilerle işbirliği İran'ı şimdilik köşede tutmayı gerektirse de İran'ın bölgede yeni yatırımlar yapacak olan Batılı enerji konsorsiyumuna daha fazla taviız verer a verer verer verer verer verer verer verer verer kurak yeniden değiştirebilir. Ancak mevcut durumda Suudiler tüm kartları kullanarak öne geçme aşamasındadırlar.

 

Post blaenorol

Egni Koridoru

Post nesaf

ABD â Batının Gözü 24 Haziran'da

Caffir Talha ŞEKER

Caffir Talha ŞEKER

Post nesaf
ABD â Batının Gözü 24 Haziran'da

ABD â Batının Gözü 24 Haziran'da

Os gwelwch yn dda Mewngofnodi i ymuno â'r drafodaeth

Dod yn Golofnydd!

Rhannwch eich llais ar TT

  • Twrci
  • Celfyddydau a Diwylliant
  • Busnes
  • Buddsoddi
  • Barn
  • Chwaraeon
  • Meddwl a Llenyddiaeth
  • Turkestan
  • byd
Twrci Tribune

© 2026 Turkey Tribune. Cedwir pob hawl.

Turkey Tribune - Llais Rhyngwladol Twrci

  • Amdanom Ni - CHG
  • Polisi preifatrwydd
  • Ffurflen Gyswllt
  • Hysbysebu
  • Ysgrifennwch i Ni
  • Llyfrau am ddim

Dilynwch ni

Croeso nol!

Mewngofnodi i'ch cyfrif isod

Cyfrinair Wedi anghofio?

Adalw'ch cyfrinair

Rhowch eich enw defnyddiwr neu'ch cyfeiriad e-bost i ailosod eich cyfrinair.

Mewngofnodi
Dim canlyniad
Gweld pob Canlyniad
  • Twrci
  • Celfyddydau a Diwylliant
  • Busnes
  • Buddsoddi
  • Barn
  • Chwaraeon
  • Meddwl a Llenyddiaeth
  • Turkestan
  • byd

© 2026 Turkey Tribune. Cedwir pob hawl.

Eich testun