• Turkey
  • Τέχνες & Πολιτισμός
  • Επιχειρματικότητα
  • Επενδύστε
  • Γνώμη
  • Αθλητισμός
  • Σκέψη & Λογοτεχνία
  • Τουρκεστάν
  • Κόσμος
Τρίτη, Ιούνιος 2, 2026
  • Συνδέση
Τουρκία Tribune
  • Turkey
  • Κόσμος
  • Επιχειρματικότητα
  • TRAVEL
  • Γνώμη
  • Τουρκεστάν
Κανένα αποτέλεσμα
Προβολή όλων των αποτελεσμάτων
  • Turkey
  • Κόσμος
  • Επιχειρματικότητα
  • TRAVEL
  • Γνώμη
  • Τουρκεστάν
Κανένα αποτέλεσμα
Προβολή όλων των αποτελεσμάτων
Τουρκία Tribune
Κανένα αποτέλεσμα
Προβολή όλων των αποτελεσμάτων

υπεροχή

TT Türkçe by TT Türkçe
Ιούνιος 4, 2023
in Νετζίπ ΓΙΛΝΤΙΡΙΜ, Türkçe
Χρόνος ανάγνωσης: 4 λεπτά ανάγνωσης
A A

Uzaya fırlatılmış gibiydi. Yer çekiminin olmadığı, kesintisiz karanlıklar içinde. Yıldızlardan çok uzaklarda. Bir damla gözyaşı vardı göz çukurunda kaynayan. Bir ukde düğümlenmişti boğazında:

«Mükemmel olmak isterken, hiçbir şey olamadım. Merakım sınır tanımadı. Bir sahayla sınırlı kalamadım. Dikkatimi celbeden της sahada kahraman olmak istedim. Bütün ufukları fethetmek, kaleleri yıkmak ve şehirleri esir almak…”

Geç mi kalmıştı, daha erken miydi, tam zamanı mıydı; fark edememişti. Fakat hayatın hiç şakası yoktu. Zaman, ömrünü keskin bir kılıç misali kesip biçiyordu. Hakikat acımasızdı: Sert ve kaskatı. Emeller sonsuz, heves sabırsızdır. Hırs köleleştirir; ya kendinize, ya da bir başkasına. O da bir türlü hayat cenderesinden kurtaramamıştı kendini:

«Heyecanla başlanıp yarım kalan hayaller yığınıydım. Başaramamışlık değil. Nasıl olsa başarılacağı düşünülüp yeni heyecanlara kement atma. Başlangıcını gördüğüm şeyin sonunu kafamda bitirdim. Doymak bilmeyen iştah. El attığım her iş dünyada görülmemiş mükemmeliyete olmalıydı. Ya hep ya hiç olmalıydı. Hemen gerçekleşmeliydi. Yoksa sıkıyordu."

Mânâ veremiyordu. Aslında böyle olmamalıydı. Netice, “hiç” olamazdı. Bir stadyumun tam ortasındaydı. En güzel nümayişlerini icrâ ediyordu ve stadyumu tıklım tıklım dolduranlar onu hiç görmüyorlardı. Yanlış bir yerde olduğunu hissediyordu. Hatta emindi bundan. Γιοκ, γιοκ! Böyle olamazdı. Bu şekilde bitmesini bekleyemezdi ömrünün son bulmasını. «Ρεσαμλάρ, σαϊρλέρ, γιαζαρλάρ, καχραμανλάρ, σαμπιιονλάρ, λίντερλερ, κουμαντανλάρ…! Sizden biriyim. Sesimi duyuyor musunuz” diyor ve ekliyordu:

«Her biri ayrı birer insanın yegâne uğraşı olması gereken bir çok işi aynı anda yapmaya çalıştım. Hem de mükemmel şekilde. O kadar zorladım ki zavallı potansiyelimi; harcanıp harap oldu. Aynaya baktığımda, şaşırıyorum. Bu genç yüzlü adam ben miyim diyorum. Halbuki, yüklenmekten ve yorgunluktan harabeye dönmüş hissediyorum. Omuzumu altına sokup yüklendiğim ağır hedeflerden âzâde olarak doya doya gülemedim. Mesuliyetlerden giydiğim ateşten gömleği çıkarıp umarızca uzanamadım altın kumsallara.”

İçindeki potansiyelin büyüklüğünden o kadar emini ki; ortaya çıkarma ihtiyacını χολή hissetmemişti. “Nasıl olsa…” demiş ve hiçbir şey yapmamıştı. Hâlbuki altın ateşle, demir balyozla şekil alıyordu. İnsan; yanmadan ermiyordu. Potansiyele yaslanmak ve “Nasıl olsa…” rahatlığına kapılmak katmer katmer tembellik örtmüştü üzerine. Ağırlaştırmıştı. Hantallaştırmıştı. Böylece, maden cevheri dağın kalbinde öylece kalmıştı. Fark edilmemiş, işlenmemişti:

«Van Goh olmalıydım. Fatih'i gölgede bırakacaktım. Kitaplarım dünya klasiklerine eklenmeliydi. Hitabetim coşturmalı, siyasetim kaynaştırmalıydı. Dünyada yaşayanların yüzde yetmişi ile ana dilinde konuşmalıydım…”

Varmak için ayrılmak gerekirdi. Ayrılmak, yani kendinden hicret etmek. Yanmadan aydınlanmak mümkün olmazdı. Μαμά aydınlatırken, erimiyor muydu; Bütün bu düşünceler beyninde kanatlanırken, işinin her geçen gün zorlaşmakta olduğu fikri onu daha da bunaltıyordu.

«Ne oldu; Gözlerimin yumurtası kaynadı. Omuzlarım kireçlendi. Kafamda ağrılar patlıyor. Fakirlerin açlığı uykumu, zenginlerin umursamazlığı keyfimi kaçırdı. Birlik olamayan Türk âlemine mi yanayım, türlü hatalarıyla parçalanıp yem olan İslam dünyasına mı? Yetmişinde işçilik yapan babamı mı, imkansızlıklar kıskacındaki kardeşlerimi mi düşüneyim; Bütün bunlardan kendisine sıra gelmeyen, bakışları vicdan azabı gibi saplanan eşim ve yüzlerindeki masum, mahrum ve mağdur ifadeyle içimi burkan çocuklarım. Dışımdaki bu dertlere bir de içimdekiler eklenirse…”

Buyurun mükemmeliyet sofrasına. İnsan noksanlık demektir. Acz ve mahrumiyet. Sahip olduğumuz bütün alet ve esbabı toplasanız, beş tane his organı. Hepsi bu kadar…

«Ζινχάρ! Bes his organı diye hör görmeyesiniz! Hakikat nâmına neye kavuştuysak, bu beş his organı sayesinde kavuşmadık mı; Mesele sadece bu beş his organı olsa, hayvanlar kadar huzurlu olurdum. Sırtımdaki esir kırbacı 'şuur' oldu. Μπες του; şuura su taşıyan ırgat."

Mükemmeliyetçilik bir tanrılaşma sentromu, firavunlaşma hastalığı değil miydi;

«Elden ne gelir, şuur mükemmel. Sonsuzluk ve İlahlaşma arzusu her insanda mevcut. Gerçekten öleceğini bilseydi, kimse yerinden kıpırdamazdı. Bütün sanat eserleri ya sonsuzlaşmayı haykırıyor ya da sonsuzu: İlahlaşmayı veya İlah'ı. Mesele tercihte. Mahdudiyetten eser mi doğar! Mükemmeliyeti doksan dokuz isim ancak ifade edebilmiş."

Peki nasıl nihayet buldu bu ızdıraplar?

«Ve birden bir kapı açıldı. Kapının üzerinde şöyle yazıyordu: Kelimeler! O günden sonra; κεντιμι εριτιπ κελιμελερε ντοκμεγιε καραρ βερντιμ. Kelimeler… yani çığlık, nâra, yakarış, tokat, cellât, özgürlük, adalet… ve aşk!»

Τι θέλεις;

«Havârîler olmasa Hıristiyanlığı bilen olmazdı. Eshab-ı Kiram olmasa iki cihan güneşini hatırlayan kalmazdı. Beni anlayan dostlar diliyorum. 'Anam-babam, iki gözüm… sana feda olsun' diyebileceğim dostlar."

Bu duaya, yakarışları karşılıksız bırakmayacağını el-Mucîb ismiyle müjdeleyen adıyla iştirak ediyoruz. Bebek anasız, cenaze cemaatsiz, dâvâ bayraksız olmaz.

Προηγούμενη Δημοσίευση

Dâvâ Ehline Sesleniyorum

Επόμενη Δημοσίευση

Harita Değiştirme Teorisi: Güçlü Lider, Diktatör Yaftası ve Uluslararası Müdahale

TT Türkçe

TT Türkçe

Επόμενη Δημοσίευση
Harita Değiştirme Teorisi Güçlü Lider, Diktatör Yaftası ve Uluslararası Müdahale - Hakan Özcan - TurkeyTribune.com

Harita Değiştirme Teorisi: Güçlü Lider, Diktatör Yaftası ve Uluslararası Müdahale

Παρακαλούμε Σύνδεση να συμμετάσχουν στη συζήτηση

Γίνε αρθρογράφος!

Μοιραστείτε τη φωνή σας στο TT

  • Turkey
  • Τέχνες & Πολιτισμός
  • Επιχειρματικότητα
  • Επενδύστε
  • Γνώμη
  • Αθλητισμός
  • Σκέψη & Λογοτεχνία
  • Τουρκεστάν
  • Κόσμος
Τουρκία Tribune

© 2026 Turkey Tribune. Με επιφύλαξη παντός δικαιώματος

Turkey Tribune - Η Διεθνής Φωνή της Τουρκίας

  • Σχετικά με εμάς
  • Πολιτική Απορρήτου
  • Επικοινωνήστε μαζί μας
  • Διαφήμιση
  • Γράψτε για εμάς
  • Δωρεάν βιβλία

Ακολουθήστε μας

Καλως ορισες πισω!

Συνδεθείτε στο λογαριασμό σας παρακάτω

Ξεχασμένος κωδικός?

Ανάκτηση του κωδικού πρόσβασής σας

Εισαγάγετε το όνομα χρήστη ή τη διεύθυνση ηλεκτρονικού ταχυδρομείου σας για να επαναφέρετε τον κωδικό πρόσβασης.

Σύνδεση
Κανένα αποτέλεσμα
Προβολή όλων των αποτελεσμάτων
  • Turkey
  • Τέχνες & Πολιτισμός
  • Επιχειρματικότητα
  • Επενδύστε
  • Γνώμη
  • Αθλητισμός
  • Σκέψη & Λογοτεχνία
  • Τουρκεστάν
  • Κόσμος

© 2026 Turkey Tribune. Με επιφύλαξη παντός δικαιώματος

Το κείμενο σου