• Turkian
  • Arte eta Kultura
  • Enpresa
  • Inbertitu
  • Iritzi
  • Kirolak
  • Pentsamendua eta Literatura
  • Turkestan
  • Munduko
Osteguna, uztaila 23, 2026
  • Saioa hasi
Turkia Tribune
  • Turkian
  • Munduko
  • Enpresa
  • Bidaiak
  • Iritzi
  • Turkestan
Ez da emaitza
Emaitza guztiak ikusi
  • Turkian
  • Munduko
  • Enpresa
  • Bidaiak
  • Iritzi
  • Turkestan
Ez da emaitza
Emaitza guztiak ikusi
Turkia Tribune
Ez da emaitza
Emaitza guztiak ikusi

Erdoğan: 'Biz ne Avrupa'ya ne Ortadoğu'ya ne de Afrika'ya sırtımızı döneriz'

TT Türkçe by TT Türkçe
June 5, 2023
in Türkçe, Uncategorized
Irakurtzeko denbora: 13 minutuko irakurketa
A A

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”Biz ne İslam dünyası ile bağlarımızdan dolayı Batı'ya sırtımızı döneriz, ne de Avrupa ile Amerika ile Asya ile ve Latin Amerika ile olan ilişkilerimizden dolayı Ortadoımızı döneriz da.

Recep Tayyip Erdogan presidenteak esan zuen: "Terrorismoaren arazoarekiko jarrera anbibalenteak ez digu itxaropenik ematen beste arazoen konponbiderako".

Müslüman ülkelerin kendi sorunlarını çözmek için herkesten daha fazla çalışmak zorunda olduğunu belirten ve mezhepçilik, ırkçılık ve terörizm tehlikelerine karşı dikkatli olunması gerekti ginn, gerektizen gerektizen gerektizen, erkçılık ve terörizm tehlikelerine önelik, “Bizim Güneyimizde bir terör örgütünün yapılanmasına asla müsaade edemeyiz” açıklamasında bulundu.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesindeki iftarda Ankara Büyükelçileri ve DEİK bünyesindeki işadamları ile bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, iftar sonrası yaptığı konuşmada, “Dün öncelikle mesele açlıktöek tergüiek tergütük, terzüktük terüktük, terzüktük terüktük, terüküktükükükükükükükükükükükükükükı unu karşısında sergilenen ikircikli tutumun diğer konuların çözümü hususunda ümit vermediğini kaydetti. Erdoğan, uluslararası güvenlik sisteminin yeniden inşasına işaret etti. Artık dünyanın güç oyunlarına değil, insanlığın sorunlarına çözüm bulunmasına ihtiyacı olduğunu kaydeden Erdoğan, artık dünyanın 1. Dünya Savaşının şartları sorunlarına çözüm bulunmasına ihtiyacı olduğunu kaydeden Erdoğan, artık dünyanın XNUMX. Dünya Savaşının şartları altında yaiğnınının şartları altında yainşaiger . Müslüman ülkelerin kendi sorunlarını çözmek için herkesten daha fazla çalışmak zorunda olduğunu belirten ve üç tehlikeye karşı dikkatli olunması gerektiğinin altını çizen Erdoğan, bu üç tehlikçin ın zützünı, üç tehlikıçüçin kladı.

“IRITSI GARA URTETAN, ORAIN MUNDUAK IRTENBIDEAK BEHAR DITU GIZATEAREN ARAZOEI, BAINA EZ BOTERE JOKOAK”.

Ramazan'ın Müslümanlar ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dileyen ve Ramazan ayını bölgede ve dünyada her gün yeni açıların yaşandığı günlerde idrak edildiğini hatırlatan Erdildiğini hatırlatan “H Cumdohurbaş Ramazan; barış, huzur, paylaşma, dayanışma, yardımlaşma ayıdır. Peygamber efendimiz, 'komşusu açken tok yatan bizden değildir' buyuruyor. Halbuki, bugün insanlar bırakın aç yatmayı, ertesi güne sağ çıkıp çıkamayacaklarını bilememenin endişesi içinde yaşıyorlar. Suriye'de son 6 yılda hayatını kaybeden insanların sayısı yarım milyonu aştı. Evlerinden, yurtlarından ayrılanların sayısı 12 milyonu, başka ülkelere sığınmak zorunda kalanların sayısı da 3 milyonu Türkiye'de olmak üzere 5 milyonu geçti. Irak'ta gerilim ve çatışmalar sürüyor, Libya sıkıntılı dönemden geçiyor, Yemen'de arzu edilen barış ve huzur ortamına kavuşmak mümkün olmadı, işgal altındaki Filistin halkı deklarlam e zorymaya deklarlay. Bütün Ortadoğu ve İslam dünyası zor bir dönemden geçiyor. Türkiye'de, Fransa'da, Belçika'da, Pakistan'da, Amerika'da yaşanan terör olayları yüzünden yüzlerce masum insan hayatını kaybetti. Dünyanın pek çok yerinde inançlarından, kültürlerinden, kökenlerinden dolayı insanlar sonu ölümle biten baskılara maruz kalıyorlar. Bizim burada siz değerli büyükelçilerimizle, işadamlarımızla bir araya gelmemiz, gündemimizde aslında bunlar olmamalıydı. Burada ülkemizi, bölgemizi ve tüm dünyayı daha huzurlu hale getirmenin yollarını konuşuyor olmalıydık. Maalesef karşımızdaki manzara bizi bu hususları öncelikli ifade etmeye mecbur bırakıyor. Açlıkta bitap bir şekilde önündeki defter yaprağına bir an önce ölmeyi ve cennete gidip yemek yemeyi dileyen yazılar yazıp, tabut resmi yapan Suriyeli kız çocuğunun acısını yüreklerimizde hissetmek. Cansız bedeni sahillerimize vuran Aylan bebeğin görüntüsünü insanlık çok çabuk unuttu. Enkaz altında çıkan çocuk cesetleri artık haber bile olmuyor. Mardin'de teröristlerin daha doğmadan annesinin karnında katlettiği bebek maalesef dünyanın gündemine giremiyor. İnsanı insan yapan değerleri, yani vicdanı, ahlakı, sevgiyi bir kenara bıraktığımızda dünyada sadece geriye taş ve demir yığınlarından ibaret yapılar, araçlar kalıyor. Buradan siz büyükelçilerin huzurunda tüm dünyaya seslenerek diyorum ki, gelin insanlığımıza hep birlikte sahip çıkalım. Zulme, kimden gelirse gelsin asla rıza göstermeyelim. Teröriste kimliğine, söylemine, kökenine, inancına bakmaksızın tavır koyalım. Mağdurlara, mazlumlara, garipler kol kanat gerelim. İşte o zaman dünyanın hepimiz için çok daha güzel ve yaşanabilir bir yer haline geldiğini göreceğimizden şüphe duymuyorum. Geldiğimiz nokta itibariyle artık dünyanın güç oyunlarına değil insanlığın sorunlarına çözüm bulunmasına ihtiyacı vardır” dedi.

"Türkiye HAINEKO JAUZI BATEAN DA"

Türkiye'nin insani yardımlar konusuna büyük bir önem verdiğini belirten ve Türkiye'nin sadece yakın çevresine değil, dünyanın her kıtasına yardım faaliyetlerini sürdürdüğünün altını yardım faaliyetlerini sürdürdüğünün altını yardım çizen Erdiŕ kalkınını yardım yardımlarla dünyanın önde gelen donör ülkelerinden birisi oldu. Geçtiğimiz ay ilk defa düzenlenen Dünya İnsani Zirvesine ev sahipliği yaparak bu konudaki öncülüğümüzü tescil ettik. Zirvenin dünyada yaşanan eşitsizliklere yaklaşım bakımından bir zihniyet değişiminin miladı olmasını temenni ediyorum. Normalde dünyada donör ülkeler arasında Amerika birinci sırada, Türkiye ikinci sırada, üçüncü İngiltere. Fakat milli gelire oranla baktığımızda Türkiye birinci sırada, ikinci sırada Amerika, böyle bir konumdayız. Biz şuna inanıyoruz, veren el alan elden hayırlıdır. Verdikçe biz kaybetmedik, daha fazla kazandık. Şuanda 2016 ilk çeyrek büyüme oranı Türkiye'nin 4,8. Avrupa'da şuanda bir numerayız. Daha iyi olacağız. Bütün zorluklara rağmen daha iyi olacağız. Türkiye bir sıçrama içinde Ayın 30'unda Osman Gazi Köprüsünün açılışını yapıyoruz. Asya'yı Avrupa'ya bir başka yerden yine bağlıyoruz. 26 Ağustos'ta Yavuz Sultan Selim Köprüsünün açılışını yapacağız. Bu da boğaza üçüncü gerdanlığı asmak olacak. Bu yılsonu itibariyle boğazın altından Avrasya Tünelinin açılışını yapacağız. Marmaray çalışıyor, ama şimdi de vehiculler boğazın altından geçecek. Türkiye böyle bir sıçramanın içinde. Bunu azimle, kararlılıkla çok daha ilerilere taşıyacağız. Bütün bu konularda öncü bir ülke olarak zirvede ortaya konan iradenin fiiliyata geçirilmesinin takipçisi olacağız” diye konuştu.

“TERRORISMOAREN ARAZOARENGAIN ERAKUTSI DAGOEN JARRERA ANBIGUANTATZAILEAK EZ DU EMATEN BESTE GAIE BATZUEN KONPONBIDEKO Itxaropenik”

Uluslararası toplumdan insani açıdan beklentilerinin daha fazla olduğunu belirten ve aksi taktirde bugün çözüm bulunamayan her insani krizin yeni krizlerin tetikçisi olacağını kaydeden Erdoğan, “Dün öncelikle meseledir agünl ter. Yarın belki daha başka temel ihtiyaçlar olacaktır. Az önce Sayın Obama ile Orlando'daki olay sebebiyle bir telefono görüşmesi yaptık. Bu bir adi suçlu mudur, bir terörist midir ayrı konu. Aslolan 50'yi aşkın insanın orada öldürülmüş olmasıdır. Bütün bu olaylara karşı ortak bir tavır içinde olmamız aslolandır. Çünkü terörizm insanlığın ortak sorunudur. Bunu bir uluslararası mutabakat içinde başarmaya mecburuz. Başaramadığımız taktirde terör bere gün birimizin kapısını çalacaktır. Terörizm sorunu karşısında sergilenen ikircikli tutum diğer konuların çözümü hususunda bize ümit vermiyor. Bunun şuanda en ağır bedelini ödeyen ülke biziz. Biz her zaman teröre karşı işbirliğine hazır olduk. Tüm terör örgütlerine karşı aynı şekilde muamele edilmedikçe bu belaya karşı muvaffak olmamız mümkün olmayacaktır. Uluslararası güvenlik sisteminin de yeniden inşası şarttır” şeklinde konuştu.

“MUNDUA JAIZ EZ DA LEHENENGO MUNDU GERRAKO BALDINTZATAN BIZI”

Genel olarak BM'nin özellikle de Güvenlik Konseyinin sağlıklı çalışmadığının altını çizen Erdoğan, “İnsanların, toplumların sorunlarına çözüm üretemeyen bir uluslararası y kuruldur son bir uluslararası y kuruldur son bir uluslararası y kuruldur. Burada bir sorun var. Bu sorunu süratle çözmemiz gerekiyor. Aksi taktirde herkes kendi başının çaresine bakmaya mecbur kalakaktır. Dünya için asıl büyük kriz de işte o zaman başlayacaktır. Bundan dolayı dünya 5'ten büyüktür diyorum. Zira dünyayı, 196 ülkeyi biz 5 ülkenin dudakları arasına mahkum edemeyiz. Hatta bir ülkenin dudakları arasına mahkum edemeyiz. Olması gereken, şuanda Asya, Avrupa kıtalarının temsilcilerinin ve birde Amerika'nın temsilcilerinin olduğu bir Güvenlik Konseyi var, peki diğer kıtalar, diğer inanç grupları niye burada temsil edilmiyor? 1 milyar 700 milioi Müslüman'ın olduğu dünyada halkı Müslüman olan bir ülke Güvenlik Konseyinde yok. Böyle adalet olur mu? Böyle bir güvenlik konseyinden adalet çıkar mı? Tüm inanç gruplarının temsil edildiği bir Güvenlik Konseyi, tüm kıtaların, tüm dünyanın temsil edildiği bir Güvenlik Konseyinin olması lazım. Burada geçici üyeler olmamalı, üyelerin hepsi daimi olmalı. 20 tane daimi üye, dönerli olarak bunlar değişmeli ve her biri değiştikçe dünyada temsil yetkisi gelecektir. Bu temsil yetkisi geldikçe 'beni de adam yerine koydular, bende burada varım, bir temsil yetkim var' diyecektir. Artık dünya 1. Dünya savaşının şartları altında yaşamıyor. Şartların güncellenmesi lazım. Bu güncellenmeyi yapmadığımız taktirde dünya şuanda yaşadığı zulme aynen mahkum olmaya devam edecektir. Çok açık söylüyorum, güçlü olanın değil haklı olanın, zalimin değil mazlumun hukukunu koruyacak bir uluslararası güvenlik sistemini işler hale getirmeliyiz. Benzer sıkıntılar ekonomiden sağlığa, eğitimden çalışma hayatına kadar hemen tüm uluslararası kuruluşların işleyişlerinde mevcuttur. Dünyadaki uluslararası kuruluşların top yekün bir yeniden yapılanmaya ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Bugün yaşadığımız sorunların bu kaçınılmaz sürecin başlangıcı, hızlandırıcısı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.

“EZIN IZAN HAINEKO EKONOMIAREN MUNDU BAT”

Ekonomik dengesizliğin, doğu ile batı, kuzey ile güney arasındaki ilişkilerin temel fay hatlarını oluşturmayı sürdürdüğünü kaydeden Erdoğan, “Şu gerçeği görmemiz gerekiyor, ekonomik uzurumlarız gerekiyor, ekonomik uzurumlarız gerekiyor. İnsani yardımlar sadece faciaları, felaketleri önlemeye yeter, o da bir süre. Asıl olan üretimi ve ticareti daha dengeli hale getirmektir. Faizin zulmü altında inim inim inleyen ülkeler biliyorum, başta kendi ülkem olmak üzere. Bundan kurtulmamız lazım. Faiz yatırımcılar için bir teşvik aracı olacaksa anlamlıdır. Faiz yatırımcı için teşvik aracı olamayacaksa bir zulüm aracı olmaya döner. Gelişmiş ülkelere bakıyoruz, Amerika'da faiz oranı 0.50, Japonya eksi, Avrupa ülkeleri sıfır civarı. Bizde komisiou ile baktığınız zaman 15-16-17. Burada yatırım olur mu? Yatırım olsa dahi burada sıkıntı var. Ayakları üzerinde duramayan yatırımcı var. Sözleşmeler zaten karınca yazısı. Bunu getirip de yatırımcının önüne koyduğunuz zaman yatırımcı bu metni okumuyor, hemen imzayı atıyor. Böyle bir ekonomi dünyası olamaz. Bunun süratle çözüme kavuşturulması lazım. Hükümetimizle bu konuda mutabakatımız var kısa zamanda bu işi başaracağız. Burada işadamlarımızın yanında büyükelçiler var, onlara da sesleniyorum; Türkiye ile ilişkilerde sizleri önemli bir köprü olarak görüyorum. Türkiye ile ilişkilerde, Türkiye temsil ettiğiniz ülkenin kaçıncı müşterisi? Biz size neler verebiliriz, sizlerden neler alabiliriz? DEİK yetkililerine büyükelçilerle sıkı görüşme içinde olmalarını söyledim. Burada önemli bir köprüyü oluşturmak lazım. Bence DEİK yetkililerinin sorumluluğu kadar büyükelçilerin de sorumluluğu olduğuna inanıyorum. Buradaki sürenizi Türkiye'nin güzelliklerini görmekle geçirmeyin, biraz buradaki firmalarla ilişkileri de artırın. İşadamlarımıza da diyorum ki, büyükelçiliklerin kapılarını çalın, ilişkileri geliştirin. Bütün yapılacak yeni düzenlemelerin mevcut çarpıklıkları artırmaya değil, üretimi ve ticarete yaygınlaştırmaya yönelik olması gerekecektir. Türkiye bu konuda da köprü ülke durumundadır. Avrupa, Asya, Afrika, Kuzey Afrika ve Ortadoğu'nun yani dünya nüfusunun ticaretinin ve üretiminin ana omurgasını oluşturan bölgelerin merkezinde yer alan bir ülkeyiz. Bu bakımdan dünya ekonomisi ile ilgili bere düzenleme bizi de etkiliyor. Sahip olduğu konum ve potansiyel Türkiye işbirliği yapıldığında kazanılacak, uzaklaşıldığında kaybedilecek bir ülke haline getiriliyor” dedi.

“TANGENTZIALA IZANGO ZUELA ESAN NUEN, ETA HORI GERTATU ZEN”

"Munduko herrialde askotan kudeatzen zailak diren gertaerak guretzat kontrolpean eduki ditzaketen arazoak dira", esan du Erdoganek, eta gaineratu du:

“İşte 2008 türesel finans krizinden bu yana yaşananları görüyorsunuz, gelişmiş ülkeleri dahi ciddi şekilde etkileyen bu kriz Türkiye'den benim deyimimle teğet geçti. Teğet geçer demiştim, böyle de oldu. 26 çeyrektir kesintisiz bir şekilde ekonomimiz büyümesini sürdürüyor. Suriye ve Irak'tan ülkemize gelen 3 milyonu aşkın sığınmacıyı 6 yıldır sorunsuz bir şekilde misafir ediyoruz. Terör örgütlerinin kendilerince çok büyük sonuçlar elde etmek gayesiyle başlattığı olaylar, yaşadığımız kimi acı hadiselere rağmen önemli ölçüde kontrol altına alınmış bulunuyor. Bu tür olayların sayısı ve etkisi giderek azalacaktır. Son 1 yılda yaşanan hadiselerin ihracatımız ve turizmimiz üzerindeki olumsuz etkilerinin kısa sürede telafi edileceğine inanıyorum. Bu konuda hükümetimizin ciddi çalışmaları olduğunu biliyorum.

İşadamlarımız artık tüm dünyayı kucaklayan bir anlayışla herhangi bir yerde ortaya çıkan sorunu süratle diğer taraflardan telafi edecek tecrübe ve esnekliğe ulaşmışlardır, iş adamlarımırum. Gure proiektu nagusiak berriro bizkortu ditugun garai batean sartu gara. Gure agendak azpiegitura-gainegitura inbertsio oso garrantzitsuak barne hartzen ditu gure herrialdean eta atzerrian. Ez gara esku hutsik itzultzen goazen tokira, ez bakarrik geure burua irabazteko, baizik eta elkarrekin irabazteko, irabazi-irabazi printzipio batean oinarrituta. Ezin dugu ikusi diruarekin batera bihotzak irabazten ez ditugun lanen ontasuna eta ugaritasuna. Uste dut, gaur mahai beraren inguruan elkartzen garen gure enbaxadore estimatuen laguntzarekin, gure enpresaburuek ez dutela lekurik utziko munduan, eskuak astindurik, lanik gabe. Gaur Irakeko eta Estoniako enbaxadoreen kredentzialak jaso ditut. Oraintxe bertan ez dago nire mahaian jaso gabeko egiaztagiri bakar bat. Ez dago inor zain. Gaur egun, areto honetako gure enbaxadore guztiak sinesgarritasun-gutunak aurkeztu dituzten enbaxadoreak dira. Leku askotan, enbaxadoreak 3-4-5-6 hilabetez zain egoten dira. Hau ezin da gurekin gertatu. Hemendik mezu hau herrialde eta gizarte guztiei helarazi nahiko nieke zure bitartez; Borrokatu dezagun elkarrekin gizatasunean, moralean, justizian eta ontasunean oinarritutako mundu berri bat eraikitzeko. Egin dezagun mundua guztiontzat leku bizigarri eta baketsu bat. Turkia gisa, gure auzokide guztiekin, hurbil zein urrun, ekialdetik mendebaldera, iparraldetik hegoaldera, eta gure aliatu guztiekin mundu hobe bat eraikitzeko lanean ari gara. Beti egon gara irekita eta prest gai honetan lankidetzarako. Hemendik aurrera zabalik jarraituko dugu. Türkiye Balkanlar'dan Kafkaslara, Ortadoğu'dan Kuzey Afrika'ya uzanan geniş ve stratejik öneme haiz bir coğrafyanın ortasında bulunuyor. Aukera paregabea dela ikusten dut guretzat, gure eskualdearentzat eta munduarentzat. Biz ne İslam dünyası ile bağlarımızdan dolayı Batı'ya sırtımızı döneriz,ne de Avrupa ile Amerika ile Asya ile ve Latin Amerika ile olan ilişkilerimizden dolayı Ortadoğu'ya politika ya da Afrika'ya sırtınerizızılızır Afrika'ya sırtınerizızılır ırızımızılır olarak görmüyoruz. Aitzitik, uste dugu irabazi-irabazi oreka ezarri daitekeela kanpo-politikan elkarrekiko errespetuaren, balio komunen eta interes komunen ardatzean. Bu çerçevede Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğini stratejik bir hedef olarak görüyoruz. Egia da Europako politika arazoen aurrean trabatuta dagoela eta ezin duela irtenbiderik eman, eta Turkiaren aurkako sentimendura jotzen duela, bereziki horrelako egoeretan. Horrek triste jartzen gaitu. Gure harremanak epe luzerako eta ikuspegi zabal batetik begiratuz, halako aldizkako arazoak alde batera utzi eta gure helburu estrategikoetara bideratu behar ditugu. Bugün Avrupa'da 6 milyonu aşkın Türk var. Alde batetik EBrekin osoko kide izateko negoziazioak egiten ari garen bitartean, bestetik, errefuxiatuen arazoari irtenbidea bilatzeko ahaleginak egiten ari gara. Türkiye'nin terörle mücadele capacisini zaafa uğratacak hiç bir adımı atmamız mümkün değildir. Funtsean, bisatuen liberalizaziorako beharrezkoak diren prestaketekin jarraitu dugu, baina benetan amaitzear dago. Bu konuda Türkiye'nin terörle mücadeledeki hassasiyetlerini de gözeten olumlu bir netice alacağımıza ben inanıyorum. Aurten, guk, Türkiye gisa, hartu genuen OIC-ren Lehendakaritza. Datozen bi urteetan, lan intentsiboa egingo dugu herrialde islamiarren arteko loturak sendotzeko eta premiazko arazoei irtenbideak bilatzeko. Mundu islamiarrak aukera eta potentzial handiak ditu arlo guztietan. Gauza hauek gizateria osoaren onerako gauzatu behar ditugu, etorkizuneko belaunaldiei etorkizun oparoagoa uzteko”.

“Sektarismoa alde batera utziko dugu, ISLAMA GUZTIEN GAINEAN DA”

Müslüman ülkelerin kendi sorunlarını çözmek için herkesten daha fazla çalışmak zorunda olduğunu belirten ve üç tehlikeye karşı dikkatli olunması gerektiğinin altını çizen Erdoğan, bu şüdöıç tehlike açı:
“Bir; mezhepçilik. Bizler mezhepçiliği kabul etmiyoruz. Türkiye ağırlıklı olarak Sünni'dir. Sünnilik bir mezhep olarak sadece bir yoldur, asla bir din değildir. Biz Sünniliği asla tabulaştırmayız. Şia, oda bir mezheptir. Ama asla bir din değildir. Ne Şia'nın Sünni'ye, Ne Sünni'nin Şia'ya üstünlüğünü tartışamayız. Eğer böyle bir tartışma içine girersek edo zaman mezhepçilik bizi teröre götürür. Şuanda bölgede bunu yaşıyoruz. Irak'ta, Suriye'de, Yemen'de yaşanan bu. Mezhepçiliği bir kenara koyacağız, hepsinin üzerinde İslam var. Biz Müslüman olarak birbirimizi seveceğiz. İkincisi; ırkçılık. Bizim dinimizde ırkçılık yok. Türkiye'de Türk, Kürt, Çerkez, Abaza, Boşnak, Roman, Arnavut 79 milioi biz tek milletiz. 'Yaradılanı Yaradan'dan ötürü severiz' anlayışla birbirimizi sevmek zorundayız. Ölçü bu. Rabbimiz 'ne Arap'ın Arap olmayana, ne Arap olmayanın Arap'a üstünlüğü yoktur. Üstünlük takva iledir'.

Kim Allah'a daha yakınsa en üstün olan odur. Üç; terörizm. Teröre karşı hep beraber bir mücadele vereceğiz. Bizim Güneydoğu'daki, ülkemizin İstanbul, Ankara gibi vilayetlerinde yaşadığımız olaylar terörün örnekleri. 600'e yakın vatandaşımızı kaybettik. Bu operationlar esnasında içeride ve dışarıda yaklaşık 7 bini aşkın teröristi etkisiz hale getirdik. Duracak mıyız? Hayır durmayacağız, bu iş bitecek. Ya olacak, ya olacak. Bu ülke huzura kavuşacak. Bu milletin huzurunu kaçırmaya kimsenin hakkı yoktur. Devletin görevi can güvenliğini sağlamaktır. Öyleyse devlette bu görevini yapmktadır. Can güvenliğini de, mal güvenliğini de sağlayacağız. Bu teröristler ya silahlarını gömecekler, betonu dökecekler, ondan sonra da koordinatlarını verecekler. Bunları yapmıyorlarsa bu ülkeyi terk edip gidecekler, bu işin başka çıkışı yoktur. Bununla ilgili mücadeleyi ülkemizde verdiğimiz gibi bir geçeği de söylemek zorundayım, Suriye'deki terör örgütü PYD… Bunlarda ülkemiz için bir tehdit oluşturuyor. Onlara karşı koalisyon güçleri ile sürdürdüğümüz bir mücadele var. Bu mücadeleyi de kararlılıkla sürdüreceğiz. Bizim Güneyimizde bir terör örgütünün yapılanmasına asla müsaade edemeyiz. Bunu da dostlarımızdan bekliyoruz, yaklaşımlarını gözden geçirmelerini bekliyoruz. Biz bütün bu sorunları aşacak güce ve iradeye sahip olduğumuza inanıyorum. Dün akşam iftarımızı Genelkurmay Başkanım ve kuvvet komutanlarımla birlikte Mardin'de kışlada askerlerimizle birlikte açtık. Onlar için de sürpriz oldu. Onların gözlerindeki pırıltıyı gördüm, onlardaki imanı, inancı, kararlılığı, şehadete olan yaklaşımlarını gördüm. Ala onları doğuran anne-babalardan razı olsun. O askerimize de Rabbim güç kuvvet versin. Bu zaferin kahramanları olarak onların taşlarını diktiğimiz günleri de bizlere nasip etsin.” diye konuştu.

aurreko Post

Txostenak fiskaltzan daude

Next Post

partida bikaina

TT Türkçe

TT Türkçe

Next Post

partida bikaina

Mesedez, saioa hasi eztabaidan sartzeko

Egin zaitez Zutabegile!

Partekatu zure ahotsa TT-n

  • Turkian
  • Arte eta Kultura
  • Enpresa
  • Inbertitu
  • Iritzi
  • Kirolak
  • Pentsamendua eta Literatura
  • Turkestan
  • Munduko
Turkia Tribune

© 2026 Turkey Tribune. Eskubide guztiak erreserbatuta

Turkey Tribune - Turkiako Nazioarteko Ahotsa

  • Guri buruz - CHG
  • Pribatutasun politika
  • Jarri gurekin harremanetan - Factop
  • Iragar
  • Gurekin idatzi
  • Doako liburuak

Jarrai gaitzazu

Ongi etorri!

Sartu zure kontu azpian

Pasahitza ahaztu duzu?

Berreskuratu pasahitza

Idatzi zure erabiltzaile izena edo helbide elektronikoa pasahitza berrezartzeko.

Saioa hasi
Ez da emaitza
Emaitza guztiak ikusi
  • Turkian
  • Arte eta Kultura
  • Enpresa
  • Inbertitu
  • Iritzi
  • Kirolak
  • Pentsamendua eta Literatura
  • Turkestan
  • Munduko

© 2026 Turkey Tribune. Eskubide guztiak erreserbatuta

Zure testua