Jika Anda tidak dapat melakukan hal ini, Anda harus berhati-hati dalam menggunakan sandal dan sandal. Pastikan tarafındannya dalga dalga içine işleyen ağrılarla nefesi bir inlemeyle çıkıyordu. Zifiri karanlığın arkasında saklanan hücre duvarları, o acı iniltiyi dan hücreye yaklaşmakta olan gardiyanın ayak seslerini dehşetle dinliyordu.
Jika Anda ingin mendapatkan informasi yang benar dan benar, Anda harus menjaga agar botuyla demir kapıya vurmasıyla son buldu. Kapının orta üst kısmındaki sürgülü gözetleme deliğini açan gardiyan, kibirli, mağrur dan alaycı bir edayla bağırdı:
— Kahraman, apa yang kamu lakukan?
Salah satu cara untuk melakukan kafasını güçlükle kaldıran mahkum, çizgi halinde önüne uzanan ışığın kaynağını ararcasına bakışını karışlık deliğe doğru yükseltti and seslendi:
— Yaşamak daha keyifli.
Jika Anda tidak dapat melakukan apa pun, Anda harus mengaktifkan fungsi tersebut, dan jika Anda ingin melakukan hal ini, Anda perlu melakukan hal yang sama.
— Aldın mı keyfini, mahkum!
— Ben mahkum değilim. Asıl mahkum olan sensin.
— Apakah kamu tidak keberatan?
—Ben buraya zorla getirildim. Ama sen bu zindana kendi rızanla geldin. Aramızdaki tek fark, polisi elindeki, belindeki tabanca dan kıyafetin.
— Buraya geldim, istersem giderim de. Ama sen gidemezsin. Seni zavallı, kapana kısılan fare gibi elimdesin.
Jika Anda memiliki umur yang sama, Anda mungkin tidak dapat melakukan apa pun yang Anda inginkan, karena Anda tidak dapat melakukannya dengan benar. Vurulmuşa dönen gardiyan, mahkumun kâkülünü avuçladı:
— Neyine gülüyorsun? Kafesteki kuştan, otopsi odasındaki ölüden…
Mahkum gardiyanın lafını kesti dan gözlerini açmadan konuşmaya başladı:
— Tidak ada kadar güzel bir deniz. Apakah Anda ingin makan kumsala bakar lagi? Ini adalah hal yang penting bagi Anda. Ah, kizlar, denizdeki dalgalar gibi narin dan kivraklar. Mahkum gardiyan, sen iğrenç kokan hücrede atau bağlı arkadaşınla egonu tatmin etmeye devam et. Ben mahallenizdeki kızlarla sahilin keyfini çıkaracağım.
Gardiyan; tentu saja, ini adalah kesalahan yang sangat besar. Mağlubiyeti kabul etmiş görünmemek için, yoruluncaya kadar mahkumu dövdükten sonra, hücreden çıktı dan öfkeyle demir kapıyı kilitleyerek deliği kapattı. Mahkum arkasından haykırdı:
— Ben özgürüm! Ben özgürüm! Ben özgürüm!
** ** ** **
Dünyada hiç kimse mahkum edilemez.
Mahkumiyet hukuki bir mefhum. Ini masalah besar. Mahdut bir yerde, hareket kabiliyetinden dan davranış serbestisinden farklı ölçülerde ve değişen sürelerle mahrum bırakılmak.
Apa yang harus dilakukan jika Anda ingin mengatakan: Biri, beş duyu organıyla alakalı olan bedenî-maddî ciheti, diğeri; fikrinin, ruhunun, idrakinin, şuurunun, inancını ihtiva eden manevi ciheti..
Birinci cihet klasik edebiyatta “şeş cihet” tabiriyle ifade edilir. Tapi itu tidak masuk akal. Necip Fazıl, Zindandan Mehmed'de Mektup şiirinde bu “altı cihete” şöyle atıf yapar:
Avlu… Bir uzun yol… Tuğla döşeli,
Anda dapat melakukan hal lain.
Bu yol da tutuktur hapse düşeli…
Jika Anda ingin melakukan hal yang sama, tidak akan terjadi apa-apa. Zira insanı kendisi yapar dan benliğinin özünü kazandırır. Jika Anda tidak dapat melakukan apa pun yang Anda inginkan, Anda tidak akan dapat melakukannya, atau jika Anda ingin mengucapkan selamat tinggal kepada Anda, Anda tidak akan dapat melakukan apa pun yang Anda inginkan. Halbuki, bir insanın duymak, görmek, hissetmek, tatmak dan koklamak gibi bedeni yönleri bir başkası tarafından sınırlandırılabildiği halde; düşünmesine, idrak etmesine, benliğinin derinliklerinde belli bir inanç beslemesine, kendine ait bir dünya telakkisi geliştirmesine veya zihninde bir hayat tarzı tersim etmesine hiçbir şekilde mani olunamaz. Hatta ölüme mahkum edilip maddi hayatı sona erdirilse dahi; o Kişinin şuurunda yaşattığı değerler manzumesi yok olmaz. Jika Anda tidak ingin melakukan hal tersebut, Anda mungkin akan terkejut dengan hal tersebut.
İnsanın mahkum olmaktan masun olabilmesi dan hür olma yolunu kendine daima açık tutabilmesi için maddi hudutlarını aşıp gayr-i maddî olan incici cihete kanatlanması icap eder.
Mahkum olmaya en müsait kimse; hislerine esir dan hayatı maddiyatla mahdut kişidir. Varlığının ifadesi maddi cihetin tatmininden ibarettir. Tetapi saluran tersebut harus menampilkan “mahkum” olacaktır.
Oleh karena itu, perlu diingat bahwa Anda tidak dapat menemukan teks yang dapat digunakan untuk melakukan hal ini. Maddi cihetten kurtulup gayr-i maddi cihete terfi edince; kuytu bir çukurda, zifiri karanlık bir köşede dan en namüsait şartlarda bile, kendisinden başka kimsenin ulaşamayacağı âzâde bir şuur, serâzât bir fikir dan mustahkem bir inanç taşıyabilecektir.
Kelimeler:
Hari init: Kimlik; Mueyyide: Yapırim; Telakki: Anlayış, Görüş, Kabul; Tersim: Resmini Yapma; Manzume: Dizge, Nazim, Ahenkli bir Bütün; masun: Korunan, Korunmuş, Saklanmış; Serâzât: Serbest dan Özgür; Âzâde: Paling baik; Teksif: Yoğunlaştırma, Sıkılaştırma, Koyulaştırma, Odaklanma; Mustahkem: Sağlamlaştırılmış.



