• Turki
  • Seni & Budaya
  • Perniagaan
  • Melabur
  • Pendapat
  • Sukan
  • Pemikiran & Kesusasteraan
  • Turkestan
  • Dunia
Rabu, Jun 3, 2026
  • Log Masuk
Turkey Tribune
  • Turki
  • Dunia
  • Perniagaan
  • Perjalanan
  • Pendapat
  • Turkestan
Tiada keputusan
Lihat Semua Keputusan
  • Turki
  • Dunia
  • Perniagaan
  • Perjalanan
  • Pendapat
  • Turkestan
Tiada keputusan
Lihat Semua Keputusan
Turkey Tribune
Tiada keputusan
Lihat Semua Keputusan

Kemalizm ve #MehmetAkifErsoy

Orhan SARIKAYA by Orhan SARIKAYA
Jun 4, 2023
in Türkçe
Masa Membaca: 8 minit membaca
A A
27 Aralık 1936'da Hakkın Rahmetine kavuşan Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un tabutunun bir kış günü Küllük Kahvesi'nin orta yerine bırakılıp terk edildiğini biliyor muydunuz?..
Bundan tam 79 yıl önce İstiklal Marşı şairimize cenaze töreni bile çok görüldü,Cenazesiyle ilgilenmediler bile.Cenazesi 28 Aralık 1936'da şiddetli bir soğukta çok görüldı.Cenazesiyle ilgilenmediler bili. rencileri karşılar.Tabutun örtüsüz olduğunu görünce sağa sola koşup Türk bayrağı bulurlar , tabutun üstüne örterler. Bunun üzerine de Kabe örtüsü konur. Ölüm haberini okuyan dostları,Öğretim üyeleri,Şairler,Edebiyatçılar,Üniversite ve diğer okulların öğrencilerinden gelenler tabutun etrafını çevirirler. Namaz kılındıktan sonra gençler tabutu elleri üzerine alırlar, iki genç tabutun önünde Edebiyat Fakültesinin çelengini taşır.
Ibrahim Alaaddin Gövsa, Mehmet Akif'e karşı ilgi gösterilmeyişinden yakınır ve gençlerin cenaze törenindeki ilgisini över.
tidak dinamakan
Dr Ihsan Unaner de Mehmet Akif’e karşı ilgisizlikten yakınır;
“Çıplak tahtaları bir vefasızlık şahidi gibi sırıtan bir tabutu,Mehmet Akif’in cenazesi diye musallaya götürdük. Namaz kılınmış ve cenaze harekete hazırlanmıştı. Çelenklere göz gezdirdim. Edebiyat fakültesinin ki gözüme ilişti. Aradım: diğer fakülteler galiba göndermemişlerdi. Cenaze kendisini tujuh birkaç yüz gencin elleri üstünde hareket etti. Onu, son vazifesine koşan bir gençlik kütlesinin hararetli kadirşinaslığından da mahrum etmek isteyen inat ve ısrar, nihayet mağlup olmuş ve mezarlığa bile otomobille göndermemişti. Bu hazin merasim içinde gözlerim,Resmi şahsiyetlerin siyah silindirlerini beyhude araştırdı.Şairin ebedi hürmetkarı olan bir kaç kıymetli edebiyatçıdan, birkaç yüz genç üniversiteliden maada kimı.”
Mithat Cemal de oradadır. Bırakılan bir cenazede, kimseyi görmeyince bunun kimsesi olmayan bir cenaze sanır. Ancak üniversitedeki bazı öğrencilerin duyması üzerine büyük bir kalabalıkla cenazeye gelirler ve üstü açıldığında Kuntay, üzüntüyle bunun Mehmet Akif'e ait olduğunu öğrenmiş olur. Çok üzülür:
Hubungi Mehmet secara langsung“Cenaze Beyazıt’tan kalkacak. Oraya gitim. Kimseler yok; bir cenazenin geleceği belli değil.Çok sonra birkaç kişi göründü biraz sonra çıplak bir tabut geldi. Bir fıkara cenazesi olmalı dedim. O anda Emin Efendi Lokantasının sahibi Mahir Usta, elinde bir bayrakla cenazeye koştu.Sebebini anlamadım.Yine o anda yüzlerce genç peydah oldu.Üniversitenin büyük sancağına çıplak tabutu sardılar. Ellerimi yüzüme kapadım. Cenazeyi tanımıştım.”
Apakah punca kurangnya minat terhadap Penyair Negara kita?
Mehmet Doğan, pentadbiran universiti Ankara'dan aldığı talimat üzerine golongan muda ini “Pelawan rejim, Pelarian” Şairin cenazesine katılmamalaları için uyardığını ileri sürüyor. “Bu cenaze, Cumhuriyet tarihinde maşeri,kendiliğinden bir protestonun dışa vurulduğu ilk hadise olmuştur”der.
Burhan Bozgeyik berkata;
“Mehmet Akif vefat ettiğinde hiçbir resmi teşekkül,hiçbir resmi zevat en ufak alaka göstermemiştir. Merhumun tabutunu dört hamal getirip bir lokantanın önüne bırakmış. Bunu öğrenen gençlik Mehmet Akif'e sahip çıkıp onun tabutunu Kabe örtüsüne ve ay yıldızlı bayrağa sarmış ve eller üzerinde mezarlığa götürüp defnetmişlerdir. Gençliğin bu ilgisi Cumhurbaşkanı ve CHP Genel Başkanı olan M. Kemal'i kızdırmıştır. "Ini adalah fakta sejarah."
Ilkadım Dergisi’nin 16 Aralık 1971 tarihli “Babıâlî’de Sabah”mewartakan Dr. Neşet Adnan Zentürk:
"Ataturk tidak menghadiri pengebumian dan mengutuk orang muda yang hadir.Belia universiti mengetuai pengebumian Mustafa Kemal'i öfkelendirmişti. Cenazeden sonra İstanbul'a geldiği bir gün Pera Palas'ta Yüksek Ticaret Okulu'nun yıllık balosunda kendisine gösteri yapan 'Yaşa Gâzi' diye tezahürat yapan gençlere, ‘‘Ben saiz devrimlerimi emanet ettim. Siz ise benim devrimlerime karşı olan Mehmet Âkif'in cenazesini büyük törenle kaldırdınız'' Dia mencela dan bercakap kasar.

https://www.youtube.com/watch?v=fyTIMK3jkmE

Mehmet Akif'in Cenaze namazına bir Hukuk fakültesi öğrencisi iken katılan Prof. Dr. Sulhi Dönmezer, Tercüman gazetesinde "Akif'in Cenaze Töreni" başlıklı yazısında:
“…O zamanların ülkemizde egemen tek partinin otoriter düzeni içinde kimse idare ile çelişkiye düşmek istemediği için basında Mehmet Akif’in yurda dönüşü ve hastalığının seyri hakkında pek fazla ha…
Bizler alana geldiğimizde, namaz saatinin yaklaşmış bulunmasına rağmen bir tabuta rastlamadık, hep birlikte bekliyoruz. Birden lokantanın ön kısmına bir cenaze otomobilinin geldiğini gördük, ini kişi üzerine örtü dahi konmamış bir tabutu indirdiler. Yoksul bir fakirin cenazesinin getirildiğini düşünerek bir kısım arkadaşlar yardıma teşebbüs ettiler. Fakat tabutun Mehmet Akife ait bulunduğu anlaşılınca bir anda yüzlerce genç ağlamaya başladı.Gençler hemen Emin Efendi Lokantasının bayrağını alarak tabutun üstüne örttüler. Sonra merhumun bir kısım arkadaşları gelmeye başladı ama ne vali, ne belediye reisi ve ne de tek partinin zimamdarlarından hiç kimse ortalarda yoktu.”
Hubungi Mehmet secara langsungCumhuriyet gazetesi yazarı Mustafa Ekmekçi, 23 Ekim 1985 tarihli yazısında, M. Âkif vefat ettiği sırada, hem Cumhurbaşkanı, hem de CHP Genel Başkanı olan Mustafa Kemal’in tavrını şu şu şu:
“… Cumartesi günkü 'Arnavut Elçiliğinde…' başlıklı 'Ankara Notları'nda Mehmet Akif'e de değinmiş,Atatürk'ün onun cenazesiyle ilgilenmemesine maklum balas, beberapa lama selepas itu Saya menulis bahawa dia dan pembantunya menghantar bunga untuk mendiang Abdülhak Hamit. Bu konuyu kurcalamayı sürdürdüm, ilginç şeyler çıktı. Abdülkadir Karahan'ın bana anlattığına göre, Orhan Veli, cenazenin kaldırılacağı gün, Abdülkadir Karahan'a:
'Âkifin cenazesini dört hamal getirmiş. Emin Efendi lokantasının önüne bırakmışlar. Bu nasıl olur?' dia memaklumkan.
Abdülkadir Karahan kolları sıvar. Gidip Mehmet Akif'in cenazesini Türk bayrağına sararlar. Bir yandan da öğrencileri toplamağa girişirler. 300-400 öğrenci toplaşır. Tıp Fakültesinde öğrenci olan Fethi Tevetoğlu'nun da tıplı öğrencileri topladığını öğrenmiştim. Mezarı başında konuşan öğrencilerden biri de Fethi Tevetoğlu muydu?
Öğrencilerin, 'İstiklal Marşı' ozanı Mehmet Akif'in cenaze törenini böyle görkemli bir biçimde kaldırmaları bir açıdan kimine göre doğal karşılanabilir. Ancak yıllar, özellikle 1950'den sonra, Mehmet Akif'in adı gericilerin, sağcıların bayrak olarak kullanmak isteyecekleri bir ad olacak! Beliau fırsatta Mehmet Akif adı, bu açıdan yinelenecektir.
Beginilah cara pengebumian dilakukan Mustafa Kemal çok üzülecek. Törenden sonra Istanbul'a geldiği bir gün Pera Palas'ta, Yüksek Ticaret Okulu'nun yıllık balosunda, kendisine gösteri yapan, 'Yaşa Gazi' diye bağıran gençlere:
“Ben size devrimleri emanet ettim. Siz ise, benim devrimlerime karşı olan Mehmet Akif'in cenazesini büyük törenle kaldırdınız” Saya menegurnya. Dia bercakap dengan kuat!
Atatürk'ün yanında bulunan Ismail Müştak (Mayakon), Abdülkadir'in (Karahan) mezarı başında konuşma yaptığını söyleyince, Atatürk 'Getirin onu buraya' katanya.
Abdülkadir Karahan, bir arkadaşının haber vermesi üzerine kaçar. Savcı yardımcılarından Karaşıhlı Ahmet Bey'in evinde saklanır. Sonra, Emniyette Karahan’a, 'Senin nene lazım Mehmet Akif'in mezarında konuşmak?' Mereka kata…
Burhan Bozgeyik, Mustafa Ekmekçi'nin bu yazısını okuduktan sonra, Fakülteden hocası olan Abdülkadir Karahan'la görüşmüş ve olup bitenleri bir kere de birinci ağızdan dinlemiş:
“Karahan, Ekmekçi'nin yazdıklarını tasdik etti. 'Aynen vâki' olduğunu söyledi.”
Pada masa itu, Pelajar Kebangsaan Turki Hubungi Mehmet secara langsungBirliğinde görevli bulunan Prof. Dr. Abdülkadir Karahan “Akif'in Ebediyete Uğurlanışı ve Sonrası” başlıklı bir yazıda hatıralarını şöyle anlatır:
“…Milli Marşımızın eli öpülecek şairinin kabri başındaki hitabemin takdir yerine adeta tekdirle karşılanmak istenmesini, bugün bile, bir muamma gibi çözemediğimi de işaret etmek isterim. Çünkü üç gün sonra beni Yüksek Öğretmen Okulu'ndan Emniyet Müdürlüğü'ne istediler. Bir şube müdürü beni sorguya çekti. ‘Ne sıfatla, resmî makamların törene gerek görmediği bir şairin kabri başında konuşma yaptığımı' dia tanya.
Brüksel'de elçiyken içki sonrası bir kadına sarkıntılık ettiği için diplomat kartı yırtılan ve dayak yiyen, 1914-1922 yılları arasında Meclis-i Ayan üyeliğişi yapıp, İşeliği yapıp, yılları arasında katılmayan agnostik şair Abdülhak Hâmid'e Cumhuriyet' dalam ilanından sonra Mustafa Kemal, emekli aylığı bağlattırıp, öldüğünde devlet töreniyle defnedilmesini sağladığı halde, Millî Mücadele'ye katılan Mehmet Akif'in cenazesine sahip çıkmadığı gibi, İç İşleri Bakanın Kayalatıtım Kayatım “Mehmet Akif'in cenazesinden uzak durulmasını…” Dia pesan.
Eminim, hala burada yazanlara inanmayanlarınız ve “Mustafa Kemal Atatürk böyle bir şey yapmaz, Mehmet Akif'i sever” lwn diyenleriniz vardır.
Baiklah, mari ajukan soalan kami!
Hubungi Mehmet secara langsungMustafa Kemal Atatürk,İstiklal Marşını yazan, üstelik Milli Mücadele'deki faaliyetleri ve vaazlarıyla halkı uyanışa çağıran Mehmet Akif hakkında bir tek kelime ile bahsetmiş midir?
Atau patutkah kita bertanya seperti ini?
Muvazaalı konuşma diye Atatürkçülerin itiraz ettiği 1937'de Mecliste ki konuşmasında gökten indiği varsayılan Kitaplar diye bahseden,Devrimlerinde Laiklik olan  birisi,İstiklal Marşını yazarken İlah’laını yazarken İlah-laını yazarken İlah-lışını yazarken İlah-lış 571 hece 1453 harf ile yazan birisini sever mi?

http://https://www.youtube.com/watch?v=QfXTx8Q3f8k

Tags: AtaturkKemalismeMehmet Akif Ersoyorhan sarıkaya
Post sebelum

Inovasi Temelsiz: Türkiye'den bir WhatsApp çıkar mı?

Post seterusnya

simpanan berdarah

Orhan SARIKAYA

Orhan SARIKAYA

Post seterusnya

simpanan berdarah

Sila log masuk untuk menyertai perbincangan

Jadi Kolumnis!

Kongsi suara anda di TT

  • Turki
  • Seni & Budaya
  • Perniagaan
  • Melabur
  • Pendapat
  • Sukan
  • Pemikiran & Kesusasteraan
  • Turkestan
  • Dunia
Turkey Tribune

© 2026 Turkey Tribune. Hak cipta terpelihara

Turkey Tribune - Suara Antarabangsa Turki

  • Tentang Kami
  • Polisi Privasi
  • Hubungi Kami
  • Mengiklan
  • Tulis Untuk Kami
  • Buku Percuma

Ikuti Kami

Selamat kembali!

Masuk ke akaun anda di bawah

Terlupa kata laluan?

Ambil semula kata laluan anda

Sila masukkan nama pengguna atau alamat e-mel anda untuk menetapkan semula kata laluan anda.

Log masuk
Tiada keputusan
Lihat Semua Keputusan
  • Turki
  • Seni & Budaya
  • Perniagaan
  • Melabur
  • Pendapat
  • Sukan
  • Pemikiran & Kesusasteraan
  • Turkestan
  • Dunia

© 2026 Turkey Tribune. Hak cipta terpelihara

Teks anda