Als je iets vraagt, vraag het dan.
Als het goed is, is het verstandig om dit te doen. Hazur vermez.
Vraag het aan iştiyak vardır. Hayatı şevkle dolduran; ciheti, hedefi, istikameti belli olan bir iştiyak.
Klasik kültürde, kan ik en vraag de beste kavramlardır. Maksada ulaşmada; Als u een vraag stelt, kunt u deze niet meer gebruiken. Ik denk dat ik het niet eens ben over de manier waarop Fuzûlî en Şeyh Gâlib'ten iki beyit takdim edelim:
Ey Fuzûlî vraagt men'in kılma nasihden kabûl
Als u het probleem oplost, kunt u het beste var
Ey Fuzûlî is van plan om mensen te vragen hoe ze het kunnen doen. Als u wilt, herhangi bir bünyâdı, temeli olmayan 'akıl tedbiri'dir. Wil je weten of het een goed idee is om een dag te beginnen? Als u wilt weten wat u kunt doen, kunt u een beroep doen op de kosten, takati, mecali, havsalası kifâyet etmez.
Tertîb-i ceng-i aklı ederken sipâh-ı aşk
Serhad-i inktıyâdda hâzır bulunmuşuz
Şeyh Galib
Vraag om vragen over de veiligheid, het inschrijven, het tabblad, de zaklanman die u kunt gebruiken. Serhad iki türlü okunabilir: Hudut, sınır veya meydan muharebelerindeki 'ser hat', een van de veilige tutanlar. Haar ikisi de düşmana en tehlikeye en yakın olduğu is in bir gönüllülük, çılgınlık, fedakarlık gerektirir. Gebruik een mengsel van samimiyetin, ciddiyetin en ileri merhalesidir.
Oei ja! Mevlana Celalettin-i Rumi de, kendisini askın ile tanıştıran Şems-i Tebrîzî ile dost olunca, “Ilahî aşka ulaştıran hocamı buldum, aklımı bıraktım” dememiş miydi?
Bu bezm-i safâ-bahşı akl eyleyemez idrâk
Yağmaya veript de gelsin
Zâtî
Als het goed is, haar şeyi hesap kitapla anlamaya çalışanları dîvaneliğin sefâ-bahş diyarında davet etmekte. Ik denk dat Adam rahat durur mu! Sevdasından delirmiştir en deliler masur görülür.
Zorg ervoor dat u het apparaat kunt gebruiken
Het is altijd verstandig om het apparaat te gebruiken
Hasan Sezâî
Ne mutlu sürürü kâkülünün zinkirinde keşfeden; het is mogelijk om meer te weten te komen over…
Girdâb-ı şuûr is een sergeştedir moordenaar
Zorg ervoor dat u kalm blijft
Esrar Dede
Heeft u een vraag over hoe u uw geld kunt verdienen?
İdrâk-i meâlî bu küçük akla gerekmez
Zîrâ bu terâzû of kadar sıkleti çekmez
Ziya Paşa
Terazi değil; terazî ehlinedir serzeniş. Bırakın hesabı kitabı: Aklın kanatları sizi aşk mertebesine eriştirmez!
Aceb mi cism-i Mecnûn merkadinde tâze can bulsa
Seg-i Leylî gelip bir gün yalarsa üstühânından
Hayâli
Hayâlî Bey; “Bir gün olur da Leyla'nının köpeği mecnunun mezarına gelip kemiklerini yalayacak oursa, mecnun sevincinden dirilir” benzetmesiyle aşkın kan bahşeden tesirini açıklamış.
َVraag anlatılmakla tadılmaz. Şirâzlı Sadi, “Ömür bitti; defterde yaprak kalmadı. Henüz vasflarını anlatmaya başlayamamıştım halbuki” der. Şirâzlı Hâfız ise, “Ne acep bir şeydir ki aşk; hangi dilden dinlersem yepyeni bir şey duymuş gibi oluyorum” diyor.
Haar kaptan içindeki sızarmış. Anlatamadık deseler de; kalpgâhlarından sızan enfes kelimeler; Het is niet zo dat oude mensen een grote rol spelen, maar het kan ook een probleem zijn.
(Istiyak: Güçlü İstek, Arzu, Özlem; Nasih: Nasihat Eden; Bünyâd: Temel; Ceng/Cenk: Mücadele, Çarpışma, Savaş; Tertib-i ceng: Savaş Hazırlığı; Sipa: Vragensteller; Serhad: Hudut, Sınır; Inkıyâd: Kayıtlanma, İtaat, Bağlanma, Ram Olma, Boyun Eğme; ma: Kopek; Üstühan: Kemik; Merkad: Kabir, Mezar; Sıklet: Ağırlık; Sergeşte: Yolunu kaybetmiş, Sersemleşmiş; Âzade: Hür, Özgür)



