现代 zamanların en büyük safsatası:Renkler ve zevkler tartışılmaz!
奥斯曼利达哈克; avam ve havas olarak kabaca ikiye ayrılıyordu。 哈瓦斯,bilhassa saray ve çevresinde gelişen zevkiyle,estetiğiyle,bilgisi ve irfanıyla rafine edilmiş kimselerden müteşekkildi。 重要的是,请遵守以下规定:
Bir de, çobanıyla, çiftçisiyle, esnafıyla, zanaatkârlarıyla avam vardı。 Osmanlı'daki avam,kara cahil kimseler değildi。 Bugün oldugu gibi herkes önlük ve uniforma giydirilerek mecburi eğitime tabi tutulmuyordu belki, ama havasa intisap etme yolu herkese açıktı。
她的 halükârda,insanlığa mal olacak seviyede eserler çıkaracak üst seviyedeki kimselerle avam arasında ciddi bir fark vardı。 我的意思是,它是一种文化,是一种文化。 Bütün bir medeniyet; bilgide、ahlakta、edebiyatta、sanatta ve pek çok başka cihetlerde üstün bir idrak ve irfan seviyesine sahip bu kimselerde tecessüm etmişti。 Elbette ki, toplumdaki her ferdin bu hususiyette olması beklenemezdi。
弗朗西斯·伊赫蒂拉利·帕特拉克·威尔第。 Bir anda millîleşme başladı。 她的身体状况非常好。 伊德拉克、苏尔、达瓦、萨纳特、edebiyat… 一切都结束了。
儿子 iki asırda,yaşanan en dehşet verici değişim ve dönüşümlerden birisi şudur:Şahsında bir medeniyeti tecessüm ettiren münevver havas gitti; yerine ise,sadece “ulusal” kıymetleri şahsında tecessüm ettirmeye çalışan bir “elit” kesim geldi。
凯博兰拉尔; 奥拉拉克、肯迪尼·奥斯曼利和他的女儿都在他的身边。 保存并保存。 Hudutlarla、milliyetle、lisanla ve renklerle kelepçelenmemişlerdi。
Bizde de bir ihtilal yapılmıştı。 现在,您已经完成了。 Köy Enstituleri、Tevhid-i Tedrisat、Dil Devrimi、Harf Inkılâbı... Netice:Irfan seviyesi dümdüz olmuştu。 Çukurlar doldurulmuş,tümsekler kazınmıştı。 但是,她的 şeyi o günün şartlarına gore Yeniden tersim etmek mecburiyetindeydi。 是的,我已经把你的东西弄出来了。 Yani Cumhuriyetin de kendine gore bir “havas” zümresi olmalıydı。
Hâkeza bu hedefe ulaşıldı ve irfanını Cumhuriyetin sınırlarıyla sınırlandırmış bir elit kesim türetildi。 Bir zamanların havas mertebesine çıkılamazdı。 Zaten istenen de bu değildi。 喀布尔的喀布尔地区也有类似的情况。 Onun için,她的“sadeleşmeliydi”:Dil、tarih、edebiyat、sanat...Ve en önemlisi de havas。 Eski münevverlerin yerini Yeni “aydın”lar almıştı。
是的,我的意思是,我的意思是,我的意思是,我的意思是,我的意思是我的意思。 当我的卡达尔·埃维尔(kadar evvel)到来时,我的工作人员已经完成了这项工作,并为我的工作人员提供了帮助。 Edebiyat、sinema、tiyatro、neşriyat ve bilahare irfan... idrak ve estetiğimizi besleyen bütün kaynaklar bu kesimin elindeydi。 请使用“Batıyı taklit”或“Büyük meziyeti”。 Ama gidenlerin bıraktığı boşluk o kadar büyüktü ki; 这是非常重要的事情。
Gelelim bugüne... Eğer cihanşümul olma iddiasındaysanız;, cihan seviyesinde düşünmeniz gerekmez mi? Madem ki “Yaradılanı Yaradandan ötürü...”; öyleyse coğrafya neden idrakinize、estetiğinize、sanatınıza、tefekkürünüze ve irfanınıza gem vursun?
Herkes her şeyi anlamak mecburiyetinde değil。 Avam seviyesine indirilen bir irfan ne ölçüde bir cihan devletine kifayet edecek fikrî ufuklar açabilir? Osmanlı bu cihetten de ciddi bakımdan tetkik edilmeli。 弗朗西斯·伊赫蒂拉·林登(Fransız ïhtilâlinden beri bir millileşme süreci yaşıyoruz)。 Millileşme yani,yavanlaşma。 Bir toplumda Herkesin aynı bilgi、estetik、ahlak ve idrak seviyesine sahip olması beklenebilir mi?
Yeni kadrolara ihtiyacımız var。 “Cumhuriyet tarihinde yaşayan” şairlerin Sultanı Necip Fazıl Kısakürek'in işaret ettiği “Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri” en azından anlamaya gayret eden münevverlere。 伊赫拉卡特·特里昂·多拉拉·乌拉森,卡里·阿克·奥尔森,dünyadaki bütün devletlerde elçılsın,sporda çok sayıda madalyalar alınsın…2023年和2071年,他的“伊尔凡”诺克塔斯·恩丹·埃勒马克·梅克b乌里耶廷代伊兹。 Irfan, bir medeniyetin idrak, şuur ve mütalaa kabiliyetidir。
“Renkler ve zevkler” dâhil,güdük olan ne varsa tartışılmalı。



