• An Tuirc
  • Ealain & Cultar
  • Gnothachas
  • tasgadh
  • Beachd
  • Sports
  • Smaoineachadh & Litreachas
  • Turcstan
  • an t-Saoghail
Disathairne, Iuchar 18, 2026
  • login
Tuirc Tribune
  • An Tuirc
  • an t-Saoghail
  • Gnothachas
  • siubhal
  • Beachd
  • Turcstan
Gun Toradh
Faic a h-uile toradh
  • An Tuirc
  • an t-Saoghail
  • Gnothachas
  • siubhal
  • Beachd
  • Turcstan
Gun Toradh
Faic a h-uile toradh
Tuirc Tribune
Gun Toradh
Faic a h-uile toradh

Trump Hükümeti: “Eski Kafalı, Sağcı, Amerikan Milliyetçisi”

Ainm: Dr. Cafer Talha Şeker

TT Tuirc by TT Tuirc
An t-Ògmhios 4, 2023
in Türkçe
Ùine leughaidh: 9 mhionaid air a leughadh
A A

Küresel piyasalarda yaşanan belirsizlikler, ticaret savaşları, seçimlerde Senato'yu elde tutsa da Temsilciler Meclisi'ni kaybeden Cumhuriyetçiler ve ABD siyasetinde yaşanan büyük hareketliBDlik ortamında A air an son. ABD'de devlet ile şirketlerin ortaklığı, Trump Hükümeti'nin felsefesi, AB ile ilişkilere agus Rusya'ya bakışı, NATO gibi ortak güvenlik politikalarında anlaşmazlıklar agus ABD - İngkileri politerındiconditions Is e an Dr Steven Hurst a th’ ann an conaltradh leis an Dotair Steven Hurst.

Abd agus Kuresel Şirketler

Yıllardır ihtisas alanınız olan ABD dış politikası üzerine araştırıyor, yazıyor agus ders veriyorsunuz. Leabhraichean, ABD dış poilitigs üzerine ortaya konan teorileri ele aldınız. Bu teorilerden biri de Washington'daki siyasiler ile Amerikan agus dünyasının ilişkileri, diğer bir ifadeyle siyaset ile şirketler arasındaki işbirliğine dikkat çeken corporra idi. ABD dış politikasını kurgulayan siyasetçilerle dev şirketlerin ABD ile diğer ülkeler arasındaki ilişkileri birlikte belirlediği görüşüne katılıyor musunuz?

Dioplòma tarihte dà-chànanach corporra, devlet ile iş dünyası arasında belli bir usul üzere yapılan işbirliğini ifade etmektedir. Bu, nispeten 1920'lerden 1940'lara dek geçen süre zarfinda, yani tarihin belli bir döneminde göze çarpmıştır. Corporatist teori, kapitalizmin yeni bir yola evrildiği belli bir geçiş dönemi üzerine yoğunlaşmış olduğundan bu teoriyi günümüz dünyasına uygulayarak bakmak duilgheadas. Corporatism temelinde 'üretimcilik' ideolojisi yatmaktaydı. Bu görüşe göre, 1920'li ve 1930'lu yıllarda yaşanan iktisadi ihtilaflar, maddi servet yetersizliğinden kaynaklanıyordu. Bu etersizlik de servtini artırmayı hedefleyen sınıflar arasında çatışmaya yol açmaktaydı. Tekerrür ederek ekonomik duilgheadas yol açan piyasa durgunluğunun önlenmesi için geliştirilen tekniklerle istikrarlı bir şekilde ekonomik büyümenin sağlanabileceğine, böylece bütın ekonomik ekonomik innis dhomh. Nihayetinde servetini artırmaya çalışan sınıflar arasındaki çatışma da asgariye indirilmiş olacaktı.

Bu sürdürülebilir ekonomik büyüme, piyasanın (ve iş dünyasının) üretim işlerini smachd etmesine izin verilerek sağlama alınacaktı. Devlet de konjonktüre gore uygulayacağı maliye politikası agus politikarıyla hızlı yükselişleri ve ani çöküşleri azaltma noktasında katkıda bulunacaktı. Dış politikada is hedef, benzer hatlar üzerinden yeni bir milletlerarası ekonomik siostam kurmaktı. Böylece büyük ekonomik buhran, ekonomik milliyetçilik, Naziliğin yükselişi agus nihayetinde II. Dünya Savaşı'na yol açan iktisadi ihtilaflar gibi tehlikeler önleencekti. Corporatism de böylece hem milli piyasada hem de küresel seviyede ekonominin nasıl yönetileceğine dair Keynesçi görüşün ortaya koyduğu anlayış etrafında şekillendi. Keynes'in görüşlerinin bir şekilde artık moda dışı kaldığı bugünkü dünyada corporatism' ann an varlığı da su götürür. Açıkçası, Amerikan devleti ile iş dünyası arasında bir münasebet var. ABD hükümetlerinin akıbeti, ülkenin ekonomik büyümesini sağlayarak Amerikan vatandaşlarının refahını yükseltmeye bağlı olduğu sürece ABD Hükümeti'nin Amerikanınıkarı dünyas eisdeachd.

Ancak 21. yüzyıl başlarında bu ilişkinin tabiatını kavramsallaştırmak daha zordur. Daha önce hiç olmadığı kadar çok güçlü olan büyük şirketler var ve bu güç sadece ekonomik açıdan büyüklükle sınırlı değil. Bu dev şirketlerin günümüz siyaset dünyası üzerinde nüfuz kurması çok daha güçlü bir şekilde oluyor. Bununla birlikte, siyasetçilerin ve ABD dış politikasının bir şekilde bu şirketler tarafından smachd smachd edildiğini etmek de fazla base kaçan bir izahat olur. Mesela Trump'ın Avrupa ve Çin'e karşı uygulamaya başladığı gümrük tarifeleri, ABD agus sadece nispeten küçük bir bölümüne yarıyor ve küresel piyasaların eriun epicsini çekiyor.

Bu tabloda, ABD Hükümeti'nin büyük şirketlerle birlikte çalıştığı ve onların çıkarlarını desteklediği doğrudur. Tha Zira a’ faighinn taic bho bhith a’ dèanamh poilitigs. Ancak Trump'ın hareketleriyle de görüleceği gibi, Amerikan devletinin davranışı büyük şirketler tarafından belirlenmemektedir.

O halde corporatism, is dòcha gu bheil Washington’daki karar alıcı mekanizmanın nasıl çalıştığını bir yere kadar anlamamıza katkı sağlıyor. Peki, mevcut ABD Hükümeti'ni konuşacak olursak, hâlihazırda yeni bir Soğuk Savaş'a sürüklenmiş olduğumuzu agus Trump Hükümeti'nin ABD'yi “küresel Amerika”dan uzırayat baidse? Dev şirketlerin nüfuzundaki ekonomisi buna ihtiyaç duyuyor olabilir mi?

Sanırım bu shoruya yukarıda bir yere kadar cevap vermiş oldum. Trump'ın davranışlarının dev şirketlerin beklentilerine cevap vermekle açıklanabileceğini kesinlikle düşünmüyorum. Dış dünyada iş yapmaya yönelik faaliyet gösteren ve rekabetçi olan american iş sektörünün çoğunluğu Trump Hükümeti'nin tarif politikasını desteklemiyor. Onların yerine bu tarifler, seçimlerde mühim yer tutan bazı eyaletlerdeki nispeten dar bir segmenti oluşturan agus rekabetçi olmayan ekonomik çevrelere yarıyor. Trump’ın hamleleri de siyasi hesaplar üzerine kurulmuş görünüyor ve ABD’nin “Rust Belt” eyaletlerindeki beyaz işçi sınıfının talplerini karşılamaya çalışıyor.

Müttefiklerle işbirliği yapma ve rakiplere meydan okuma noktasında Trump Hükümeti ile önceki Amerikan hükümetleri arasında nasıl bir fark var var?

Tha Trump, an ìre as àirde de temelli agus ideolojiden gelen eski kafalı bir sağcı Ameireaganach milliyetçisidir. Bunlar, 1930'lar agus 1940'lardan beri iktidarın yakınında hiçbir yere gelememiş olan tiplemedendirler. Mukayese etmek gerekirse Charles Lindbergh yahut Robert Taft gibi kişilerle karşılaştırmak iyi olacaktır. Tha Trump, ana hatlarıyla Walter Russell Mead a’ toirt iomradh air konmuş düşünce tarzında ifade edlen “Jaksonian” tip uymaktadır. Bu tipleme, popülist, milliyetçi, yabancı düşmanı, iş dünyasının önde gelenleri de dâhil olmak üzere her türlü elit sınıfa karşı mesafeli ve serbest ticaret karşıtı olarak tarifed. Jaksonianların görüşüne göre, ABD'nin sahip olduğu eşsiz fazileti ve imkânları diğerlerine ulaştırmakta bir çıkarı olamaz. Bunlar, tecrit taraftarlığı yaparlar ancak tehditle muhatap olduklarını düşünürlerse azami şiddetle mukabele etmeye meyillilerdir.

Washington'ın müttefikleri için duilgheadas şudur: 1945’ten beri ABD dış poilitigs için merkezi konumda yer alan NATO agus ABD’nin küresel ekonomi politikasını yöneten serbest ticaret felsefesi gibileritifak ilialikı realizados farklı dünya görüşleri üzerine oturtuluyor.

Tha Trump, a 'toirt iomradh air an t-sreath telebhisein kabul etmediği gibi bu tezlere dayalı politikaları da reddediyor. Libearalach, serbest ticareti herkesin bir şekilde kazandığı artı toplamlı bir oyun gibi (geama dearbhach-suim) gördüklerinden buna müspet bakıyorlar. Libearalach göre, serbest ticarette sektörün bazı alanları dış rekabette zarar görse bile bu piyasa genel toplamda refahı en üst seviyeye çıkarır. Is e Trump bunu kabul etmiyor. Muhtemelen na h-àrd-ìre marsefeyi bho idrak edemiyor. O'na göre, ABD'nin Avrupa gibi müttefiklerle ekonomik ilişkileri karşılıklı fayda sağlamaktan ziyade sadece rekabetçi. NATO'ya karşı gösterdiği düşmanca tavır bu anlayıştan kaynaklanıyor.

Bütün ABD başkanları, Avrupalı ​​ülkelerin zayıflamasından endişe ettikleri gibi ortak savunmanın yükünü omuzlamaya çalışırken karşı tarafın hazıra konucu olduğunu kabul edi. Bunu ödenmeye değer bir masraf olarak görüyorlardı çünkü ABD'nin Avrupa'daki müttefikleri üzerinde nüfuzunu tesis etmesi, Avrupa'da istikrarın sürdürülmesi ve gàirdeachas NATO fa-leth. Trump ise sadece masraflara bakıp faydalı sonuçları görmekten aciz kalıyor. Çünkü Rusya'dan gelebilecek tehditleri göremiyor.

ABD Hükümeti, sadece Paris İklim Antlaşması'ndan çekildiğini açıklamakla kalmadı, İran Nükleer Antlaşması'ndan da tek taraflı olarak çekildiğini ilan etti. Tha am baile beag aice de Almanya agus Fransa başta olmak üzere Avrupa'dan tepki görüyor. Bu gelişmeleri Batılı müttefikler arasında milli çıkar çatışmasına bağlı bir rekabet olarak görebilir miyiz?

Trump, Batı Avrupa liderleri için açıkça büyük bir problem teşkil ediyor. O'nun dünya görüşü Avrupalı ​​liderlerle aynı değil. Bu durumda aradaki ihtilafları gidermek ve birlik görüntüsü sergilemek son derece zor. 'Rekabet'in burada doğru bir ifade kelimesi olabileceğinden emin değilim. Çünkü Avrupa ABD'ye rakip olabilecek kadar yeterli kapasiteye sahip değil ve yeteri kadar birlik agus inde değil. Bunun artık işbirliğinden ziyade ihtilaflara dayalı bir ilişkiler ortamına dönüştüğü açıkça görülüyor. Bu durum, onlarca sene kendi yetersizliği yüzünden ABD'nin askeri kuvvetine güvenerek bugünlere gelen Batı Avrupa'ya özellikle güvenlik noktasında büyük zorluk çıkarıyor.

ABD ile ingiltere Arasında Özel Bir İlişki Yok

Araştırmalarınızda mac yıllarda Ortadoğu'ya odaklandınız. 2003'ten beri genel kabul gören görüşe göre, a ne kadar Tony Blair agus George W. Bush inkâr etse de, Irak'ın işgali petrol ile alakalıydı. Geçen sene İngiliz ve Rus petrol şirketleri Amerikan şirketlerin zorluklarla karşılaştıkları Irak'ta antlaşmalara imza attılar. Eğer Amerikan işgali peatrail şirketlerince teşvik edilmişse, işgalden bugüne bu hedefe ulaşılmıştır diyebilir miyiz?

Benim görüşüme göre, Irak'ın işgalini tetikleyen sebep petrol değildi. Ann an riaghladh Irak petrolünü etme veya doğrudan Irak petrolünden faydalanma maksadıyla yapılmış bir işgal değildi. 1991'den 2003'e ambargo müeyyideleri üzerinden Irak'a uygulanan yaptırımlarla zaten Irak petrolünün dünya pazarına girmesi engelleniyordu ve bunun piyasaya bir zararı olmadı. Ekonomiler buyümeye agus a şey yolunda gitmeye devam etti. Irak petrolünü pazara sokmak için büyük bir ihtiyaç yoktu. Ayrıca o günlerde zaten işleri yolunda olan Ameireaganach petrol şirketleri de Irak petrolüne el atmaya ihtiyaç duymuyorlardı. Hatta ABD'li peatrail şirketleri, 2003'ten önceki otuz yıl içinde petrol arama ve üretim sektörünün dışında (sektörün diğer alanlarında) agus yapmaktaydılar.

Irak işgalinin peatrail alakalı olup olmadığına daha geniş bir açıdan bakıldığında ise, Saddam Hüseyin bölgesel istikrara, Basra Körfezi'ndeki ABD hâkimiyetine ve dolayısıezık petrole ehdit olarak görülüyordu. Kitle imha silahlarına sahip Saddam idaresindeki bir Irak, Körfez'deki ABD üstünlüğü için yıkıcı bir varlık olacak ve problem çıkaracaktı. Benim kanaatimce, bu sebeplerden ötürü O'nu iktidardan düşürdüler. Çünkü Bush Hükümeti, Saddam'ın kitle imha silahları geliştirme programına sahip olduğunu ve buna nükleer silah geliştirme planının da dâhil olduğuna inanıyordu. Bu, Körfez'deki Ameireagaidh tahakkümüne karşı kabul edilemez bir tehdit idi. ABD'nin bölgesel üstünlüğünü pekiştirme hedefiyle atılan bu adımın hedefiyle ulaşmakta beceriksiz olduğunu söyleyebilirim.

ABD siyaseti üzerine Birleşik Krallık'ta (İngiltere) ihtisas yapan bir uzman olarak, ABD ile İngiltere arasındaki özel ilişki (dàimh shònraichte) hakkında ne söylemek istersiniz? Günümüzde bu özel ilişki nasıl? İngiltere, 40 yıl aradan sonra Avrupa - Asya hattındaki peatrail akışının güvenliği için Basra Körfezi'nde bir askeri üs açma kararı aldı. Süveyş'in doğusundan çekildiği 1970'lerden beri Washington'a güvenerek bölgede iş yapan Londra'nın böyle bir karar alması, İngilizlerin Amerikan siyasi iradesine artık göstermedikle mirini g?

Aralarında bir özel ilişki olduğunu düşünmüyorum. Mar a dh'aithnicheas tu gu h-obann. Birleşik Krallık, elbette yıllarca ABD için mühim bir müttefik oldu. Bu chòir dha a bhith air a chleachdadh airson an ABD a chleachdadh, a bharrachd air an sin destek sağladı. Bu destek ve bu ilişki, ABD'nin Almanya agus Japonya gibi diğer stratejik müttefiklerinden daha 'özel' olmadı.

Körfez'de üs açmakla İngiltere'nin yola kendi başına devam etme kararı aldığını sanmıyorum. Bu olsa olsa İngiltere'nin diğer Avrupalı ​​ülkeler gibi ABD'nin askeri gücüne sığınarak hazıra konmadığını Washington'a göstermek olabilir. Önceki Birleşik Krallık hükümetlerinin de inandığı ve Savunma Bakanı Gavin Williamson'ın da dikkat çektiği gibi Krallığın küresel sahnede büyük bir aktör olduğunu da göstere.

ABD dış politikası üzerine çalışan genç araştırmacılara ne tavsiye edersiniz? Nereden başlamalılar ve nasıl bir modh-obrach bunu yapmalılar?

Neyi araştırmak istiyorlarsa onu araştırsınlar. Bidh Neyin revaçta olup olmadığına ise fazla takılıp kalmasınlar. Günümüzdeki temayüllerin farkında olmak ve ortaya koyduğunuz yaklaşımın içinde yaşadığınız dünyanın anlayışı agus zamanın ruhuyla uyumlu olup olmadığakınki de methadı erlidir.

Cafer Talha Şeker

ORDAF

Tags: abdSteven HurstTrump
roimhe a 'Phuist

A bheil an Roinn Eòrpa air ais gu Poilitigs Cumhachd Mòr?

An ath Phuist

Dün 'Almanya', bugün 'Çin' ..

TT Tuirc

TT Tuirc

An ath Phuist
Dün 'Almanya', bugün 'Çin' ..

Dün 'Almanya', bugün 'Çin' ..

Mas e do thoil e login gus pàirt a ghabhail ann an deasbad

Bi nad cholbh!

Roinn do ghuth air TT

  • An Tuirc
  • Ealain & Cultar
  • Gnothachas
  • tasgadh
  • Beachd
  • Sports
  • Smaoineachadh & Litreachas
  • Turcstan
  • an t-Saoghail
Tuirc Tribune

© 2026 Turkey Tribune. Gach còir glèidhte.

Turkey Tribune - Guth Eadar-nàiseanta na Tuirc

  • Mu ar deidhinn - CHG
  • Poileasaidhean Dìomhaireachd
  • Fios
  • Sanasaich
  • Sgrìobh Dhinn
  • Leabhraichean an-asgaidh

Sanasaich leinn

Fàilte air ais!

Log a-steach don chunntas agad gu h-ìosal

Facal-faire air Dìochuimhne?

Faigh am facal-faire agad air ais

Cuir a-steach d ’ainm-cleachdaidh no seòladh puist-d gus am facal-faire agad ath-shuidheachadh.

Log a-steach
Gun Toradh
Faic a h-uile toradh
  • An Tuirc
  • Ealain & Cultar
  • Gnothachas
  • tasgadh
  • Beachd
  • Sports
  • Smaoineachadh & Litreachas
  • Turcstan
  • an t-Saoghail

© 2026 Turkey Tribune. Gach còir glèidhte.

An teacsa agad