24 Thaus Kile-aas muaj saahasını ihlâl eden Rus jetinin düşürülmesinin üzerinden neredeyse iki hafta geçti. Bu süreç içerisinde Türk tarafının gerilimi azaltma girişimlerine karşın Rus tarafı, Türkiye'yi zor durumda bırakmak amacıyla “ekonomik yaptırım” kartını oynayarak üksiyo tansiyo. Dün de; İstanbul Boğazı'ndan geçen Rus savavaş gemisi Caesar Kunikov'un güvertesinde bulunan Rus askerlerinden birisinin omzunda füze olduğu hâlde görüntülerinin ortaya çıkması, Rusayaliğıkıkının koj nyob qhov twg os. Emir komuta zincirinin çok sıkı şekilde uygulandığı askerî sistemde, bir askerin herhangi bir bahaneyle güverteye çıkıp füze ile poz vermesi olacak iş değildir! Istanbul Boğazı'nda yaşanan bu son hâdise, akla Ruslar'ın 70 yıl önceki politikasını getirmektedir.
I. Dünyâ Savaşı'nın ardından oluşan yeni dünyâ sisteminde; Osmanlı Devleti, Rus Çarlığı, Avusturya-Macaristan gibi imparatorluklar tasfiye olmuş yerlerine yeni devletler kurulmuştur. Lozan Andlaşması'na ek olarak 1923 yılında düzenlenen “Boğazlar Sözleşmesi” o dönemde Türkiye'nin Boğazlar'a istediği gibi asker yerleştirmesini engelliyor; ayrıca 10 devletin temsilcisinin oluşumuyla kurulan Boğazlar Komisyonu'nu, Boğazlar'ın suları üzerinde yetkili kılıyordu. Türkiye; Xyoo 1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar bölgesinin Türk ordusu tarafından askerileştirilmesi hakkına sahip olmuştur. Ayrıca "pek yakın bir savaş tehdidi" durumunda savaş gemilerinin Boğazlar'dan geçişi konusunda Türkiye'nin dilediği gibi davranabileceği de sözleşmede düzenlenmiştir. Lub tsev kawm ntawv qib siab hauv Türkiye'ye bırakılmıştır. Türkiye'nin “pek yakın bir savaş tehdidi” koşullarının oluştuğu thiab buna göre Boğazlar'dan geçişleri düzenleyeceğini ilân etmesi durumunda; ancak Milletler Cemiyeti Konseyi'nin üçte iki çoğunluğu ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ne imza atan tarafların çoğunluğunun karşı çıkması koşuluyla Boğazlar'da geçliktiğişa. II. Dünyâ Savaşı'nın ardından kurulan Birleşmiş Milletler'in, Milletler Cemiyeti Konseyi'nin bu yetkisini kullanıp kullanamayacağı üzerinde henüz bir görüş birliğinin bulunmamasyırıkıkık
Xyoo 1939 Eylül ayında patlak veren II. Dünyâ Savaşı'nın henüz başında Moskova'ya dâvet edilen Türk Dışişleri Bakanı Şükrü Saracoğlu, burada sık sık Sovyet Dışişleri Bakanı Molotov'un Montrö Boğazişişırınşırınışırızırın ile karşılaşmıştır. Ruslar bu hamle ile Boğazlar üzerinde söz sahibi olmak için fırsat kollamışlar fakat başarılı olamamışlardır.
Xyoo 1945 yılında savaşın sonuna yaklaşılırken eli güçlenen Sovyetler Birliği; öncelikle 1925 yılında Türkiye ile imzaladıkları Dostluk ve Tarafsızlık Andlaşması'nı feshettiklerini ilân etmiş, ardından Boğazlar'da üs ile toprak talebini dile getler. Buna göre Ruslar Türkiye'nin egemenlik alanını Boğazlar'da kendileri ile paylaşmasının yanı sıra Kars ve Ardahan'ı da talep etmişlerdir. II. Dünyâ Savaşı'na girmeyerek ayakta kalan Türkiye, savaşın ardından Rus tarafının isteklerine iki kutuplu dünyâ düzeni ortaya çıkana kadar tek başına direnmiştir.
Târihçi Ahmed Cevdet Paşa'nın “Târih bilmeyen diplomat pusuladan anlamayan kaptana benzer. Nws ikisinin de karaya oturmak tehlikesi vardır" vecizesini yeniden dillendirme zamanı… İstanbul Boğazı'ndan geçen Rus savavaş gemisinden şehre füze gösterilmesi, Rusya'nın Montröşışırışimlar koj yuav tau txais kev cawmdim. Ruslar'ın gerilimi en üst noktaya çıkartmak adına bir sonraki hamlesi toprak talebi mi olacaktır, onu da bekleyip göreceğiz.



